Hayat Sandığından da Kısa Dostum!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Eğer 80 yaşına kadar yaşayacaksan ve bugün 30 yaşındaysan önününde 50 yıllık bir hayat var demektir. Yani 18.250 gün.

Ne var ki günde 8 saatlik ortalamayla 146.000 saat, yani 50 yılın 6.000 gününde uyuyacaksın. Geriye kaldı 12.250 gün.

Yıllık ortalama çalışma günü sayısı 240.

65 yaşında emekli olacaksan 35 yılda 8.400 gün mesain var. Ortalama mesai 8 saatse ve yola 2 saat harcıyorsan hayatının en az 84.000 saatini işe vereceksin demektir.

Bu durumda geriye kalan hayatın 8.750 güne düşüyor.

Günde 2-3 saatini kişisel bakım ve market alışverişi gibi angaryalara ayırdığını varsayabiliriz. Yani yaklaşık 40.000 saatin veya 1.600 gününü de bu işlere gidecek.

Evet dostum, maalesef hayat beklentin 7.150 güne inmiş durumda. Sadece 7.150 güne. Yani kabaca 20 yıla. Ki, bunun 15 yılı da 65’inden sonra.

İnşallah sağlık sorunları yaşamazsın. Tabii eğer işinden çok zevk alıyor ve onu hayatından bir kayıp olarak görmüyorsan başka dostum. Ama eğer öyleysen bil ki süper şanslı azınlıktasın. Araştırmalar işinden mutlu insanların çok az olduğunu gösteriyor.

Şimdi sorum şu sana: Eğer bu süper şanslı azınlıktan değilsen ne yapacaksın dostum? Bu kadar kısacık bir ömre razı mısın hakikaten?

Yoksa hemen bugün bir şeyler değiştirmeye başlayacak mısın?

Haddini Aş Hikayeleri 6: İntiharın Kıyısından Dönüp KFC’yi Kuran Adam

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

“Hiçbir işe yaramayan bir adamım, yaşamamın ne anlamı var ki?” diyen bir adam, nasıl olur da hikâyenin sonunda arkasında milyonlarca dolar değeri olan bir marka ve ilham veren bir başarı hikayesi bırakabilir?

Bu yazımda, KFC’nin kurucusu Harland Sanders’in hikayesini anlatacağım ve girişimciliğin sadece harika bir fikir bulmaktan ibaret olmadığını, cesaret, azim ve kendine güvenden beslendiğini bir kez daha hatırlayacağız. 

Henüz ufacık bir çocukken, 5 yaşında babasını kaybeden bir adam Sanders. Annesinin işe girmesiyle mecburen kardeşlerinin sorumluluğunu üstlenir.

Küçük yaşta yemek yapmaya başlar, gelecekte dünyanın en büyük restoran zincirlerinden birinin kurucusu olacağından habersiz… Tek derdi kardeşlerinin karnını doyurmak. Aşçılık yeteneği de bu dönemlerde ortaya çıkmaya başlıyor.

10 yaşındayken çalışmaya başlar. Henüz 16 yaşındayken okulu bırakma kararı alır. 17 yaşına geldiğinde dört farklı işten çıkarılmıştı küçük Sanders.

Annesi yeniden evlenir, üvey babasından gördüğü şiddete dayanamayarak evden kaçar ve kimliğindeki doğum tarihini değiştirerek Amerikan ordusuna katılır.

18 yaşına geldiğinde ordudan ayrılır ve Josephine King ile evlenir. 22 yaşına kadar trenlerde kondüktörlük yapar. Bu evliliğinden 3 çocuğu olur fakat tek oğlu olan Harland, çok fazla yaşayamaz.

Yine bir darbe ve işinden kovulur Sanders. Bu olaydan sonra karısı 2 kızını da yanına alıp onu terk eder. Hem işinden hem çocuklarından olmuş, yapayalnız, çaresiz bir şekilde hayata tutunmaya çalışan bir adam oluverir birdenbire.

Sigortacılık, kaptanlık, çiftçilik gibi farklı işlerde çalışır. Hatta bir dönem hukuk okumaya karar verir, fakat hiçbirinde başarılı olamaz. Kendisini 40 yaşını geçtiği halde bir baltaya sap olamamış, bir işe yaramayan zavallı bir adam olarak görür ve intihar etmeyi düşünür.

İşte hayatı sorguladığı, tabiri caizse dibi gördüğü bu dönemde hayatını değiştirecek şu düşünceler geçer aklından: ‘’ Yemek yapmayı çok seviyorum ve bu konuda çok iyiyim. Neden bir dükkân açmıyorum ki?’’

Corbin isimli bir kentte, benzin istasyonu, cafe ve motel satın alarak kendi işletmesini kurar Sanders. Yemekleri, özellikle soslu kızarmış tavukları o kadar lezzetlidir ki zaman içerisinde ünü tüm eyalete yayılır. Hatta Kentucky Valisi ona eyalet mutfağına yaptığı katkılardan dolayı ‘’Kentucky Albayı’’ lakabını verir.

Bu unvanı layığıyla taşımak isteyen albay, görünümüne büyük özen gösterip beyaz takım elbisesi ve siyah papyonu olmadan dışarı çıkmaz. Bu şık ve orijinal stilin zaman içinde onunla bütünleşerek, tüm dünyanın tanıdığı bir ikon haline geleceğini bilmeyenimiz yoktur sanırım.

Albay, işleri büyük ölçüde yoluna koysa da büyük bir sınavdan daha geçecektir. 

Sanders’ın hizmet verdiği, herkesin uğrak noktası olan yol, yeni yapılan bir otoban yüzünden kullanılmaz hale gelir,müşterilerinin sayısı gittikçe azalır ve sonunda biriken borçlarını ödeyebilmek için her şeyini satmak zorunda kalır. Ve evet, artık 66 yaşında, bütün servetini kaybetmiş, elinde sadece 105 dolarlık emekli maaşı kalmış bir adamdır.

Ne yapacağı konusunda bir süre düşünür ve sonunda elindeki özel bir tarifle ülkedeki restoranların kapısını çalmaya karar verir. Rivayete göre 1008 restorandan ret cevabı alan yaşlı adam gittiği 1009. Restorana teklifini kabul ettirmeyi başarır ve sattığı her tavuk için 5 sent komisyon almaya başlar.

Sanders’in lezzetli tavukları çok sevilir ve kısa zamanda satışlar büyük hızla artar.  1960’lara gelindiğinde ABD’deki yüzlerce restorana franchise verir.

Geç de olsa bolluk içinde yaşamaya başlar.

KFC artık bir efsane olmuştu. Albay Sanders, şirketin resmi yüzü olarak kalması şartıyla, şirketini 2 milyon dolara John Brown Jr.’a satar ve şirketin resmi yüzü olduğu için de her yıl kendisine 250.000 dolar ödeme yapılır.

Hayatının geri kalanını sevdiği işi yapmış ve başarıya ulaşmış olmanın huzuru içinde geçiren albay, 90 yaşında hayata gözlerini yumar. Arkasında ise 115 ülkede 19.000’den fazla noktada hizmet veren, dünyanın en büyük fastfood zincirlerinden biri olan KFC’nin yanı sıra bu müthiş ve ilham verici başarı hikayesini bırakır.

Bize 60 yaşında, defalarca düşmüş ve yara almış olsak bile, ayağa kalkıp başarmanın mümkün olduğunu gösteriyor Sanders’in hikayesi.

O zaman yazıyı Sanders’in şu sözleriyle bitirelim:

“İnsanlar, her başarısızlığın daha iyi şeyler için bir atlama taşı olabileceğini unutmamalıdır.”

Kendi İşinizi Kurmak İçin Nasıl Bir Pazar Seçmelisiniz?

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Kendi işinizi kurmak istiyorsanız doğru pazarı seçmeniz hayati önem taşır.

İşte bu videoda siz girişimci adaylarını işinizi kurmak için doğru pazarı nasıl seçebileceğiniz konusunda fikirler veriyorum.

Sosyal Medya Adreslerim…

Linkedin: https://www.linkedin.com/in/bora-özke…

Twitter: https://twitter.com/BoraOzkent

Instagram: https://www.instagram.com/boraozkent/…

Ayrıca Dilerseniz Beni Podcast Kanallarımdan da Dinleyebilirsiniz…

Apple Podcast: https://podcasts.apple.com/us/podcast…

Spotify: https://open.spotify.com/show/40XCn4w…

Soundcloud: https://soundcloud.com/user-839164802…

Stitcher: https://www.stitcher.com/podcast/bora…

Orijinallik Yoksa Yaratıcılık da Yok!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Ne kadar az ”orijinal” insan var.

Özgün bir hayat tarzı, ilginç bir mesleği, giyiminden hobilerine ve düşüncelerine kadar toplumun genelinden ayrılan insanları kast ediyorum ”orijinal” derken.

Orijinallerin sayısı çok az, çünkü orijinal olmak çok zor.

Öncelikle kimse orijinal olmanızı istemiyor.

Toplum ve sistem sıradan insanlardan oluşan işgücüne, tüketiciye ve seçmene ihtiyaç duyuyor. Çünkü sıradanları yönetmek daha kolay.

Eğitim kalıplaştırma için var mesela, özgünleştirme için değil.

Bu kalıba sokan düzen, orijinal insan olmanın ikinci zorluğunu da doğuruyor: KORKU

”Sürüden ayrılanı kurt kapar!” zihniyeti ile büyütülen, ailesinden öğretmenlerinden, arkadaşlarından hep bu yönden telkinler alan bir ölümlünün, kendine özgü davranması ne büyük cesaret işi, değil mi?

Peki ama orijinallik şart mı? Yoo, değil tabii.

Pekala sıradanlığın sıcak kollarına kendinizi bırakıp mutlu mesut yaşamaya devam edebilirsiniz. Ya da mutlu mesut yaşadığınıza inanmaya.

Kalıpların ferahlatıcı bir yönü var elbette.

Ama şu ölümlü hayatta en ufacık bir fark yaratmak, yaşamaya değer bir hayat sürdürmek istiyorsanız orijinallik şart.

Çünkü orijinallik olmadan yaratıcılık olmuyor.

Ve yaratıcılık biz insanları diğer tüm canlılardan ayıran ve hayatı güzelleştiren en önemli özelliğimiz.

Uzay Yarışı Hızlanırken

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Elon Musk’ın SpaceX’i hakkında yazılar paylaşıyorum. Ama uzayda çok daha fazla sayıda oyuncu var.

Gelin son gelişmeleri bir özetleyelim.

Richard Brandson’un Virgin Galactic’i uzay turizmini gelecek yıl başlatıyor. (https://lnkd.in/grekEkM)

Jeff Bezos’un Blue Origin’i iniş yapabilen bir uzay aracı geliştiriyor. Araç 2014 yılında 6.5 tonluk kargoyu ve astronotları aya indirebilecek. Bezos Dünya’yı kurtarmak için sanayi tesislerini Ay’a taşımak istiyor.

Çin, Ocak’ta Ay’ın karanlık tarafına insansız bir uzay aracı indirdiğini duyurdu. Araç Ay yüzeyine bir “mini-biyosfer” yerleştirdi”. Bu sayede Ay koşullarında meyve sinekleri, çeşitli tohumlar ve bitkiler yetiştirmeyi denenecek.

İsrail’li özel bir girişim SpaceIL isimli aracını Ay’ın yörüngesine soktu ancak gemi Ay’a yumuşak inişi yapamadı ve parçalandı.

Dubai “kozmotropolis” isimli yeni bir havalimanı kuruyor. Buradan roket gemilerinin, hipersonik ve süpersonik hava araçları kalkabilecekler.

Japon uzay ajansı JAXA ve Toyota Ay üzerinde 10 Bin kilometre yol alabilecek bir insanlı Ay taşıtı tasarlıyorlar.

Dev uzay teleskopundan, NASA’nın Ay’a tekrar insanlı yolculukları başlatmasına kadar daha çok fazla gelişme var. Ben bu kadarını sığdırabildim 1.300 karaktere.

SpaceX Uzayın Parsiyel Kargo Şirketine Dönüşüyor

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

SpaceX artık uzaya uydu yerleştirme seferlerini “paylaşımlı” bir hizmete dönüştüreceğini duyurdu.

Mevcut hizmet modelinde uzay taşımacılığı firmaları her seferlerinde tek bir müşteriye ait bir uyduyu yörüngeye yerleştiriyorlar. Bu da doğal olarak yüksek maliyetlere yol açıyor.

Mevcut ikinci bir modelde ise bir müşterinin büyük bir uydusunun yanına -yer varsa- küçük uydunuzu iliştirebiliyorsunuz. Ama bu durumda da zamanlama olarak büyük müşterinin keyfini beklemeniz gerekiyor.

SpaceX’in SMALLSAT RIDESHARE PROGRAM (küçük uydu sefer paylaşım programı) adını verdiği hizmet modelinde ise Falcon 9 gemileri uzaya 150 KG ağırlığındaki uyduları 2.25 Milyon Dolardan başlayan maliyetlerle taşıyacaklar.

Yeni yaklaşımda seferler düzenli olacak ve tarihleri önceden belirlenecek. Bu da özellikle küçük uydu işletmecileri için düşük maliyetin yanısıra zamanlama esnekliği demek.

SpaceX’in bu adımı uzay yolculuklarının hem ucuzlayıp, hem de pratikleşerek daha fazla kurum ve bireyin uzaya gitmesine, yani “uzayın demokratikleşmesi” sürecine önemli bir katkı.

Programın detaylarına şu ekten ulaşabilirsiniz: https://lnkd.in/eyyZA27

Göndermek istediğiniz uydunuz varsa yardımcı olayım dedim:)

Ve yok valla Elon’dan komisyon almıyorum:)

Tesla Enerji Sektöründe Nasıl Değişimler Yaratacak?

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Hep Tesla’nın otomobilleri üzerinde duruyoruz ama şirket enerji sektöründe de büyük değişimler yaratmak için iki ayrı koldan ilerliyor.

Birincisi henüz başarı yakalayamadığı solar panel işi.

Çok şık solar panellerle çatılarımızı şık birer enerji üretim ünitesine dönüştürmeyi hedefleyen Tesla, mevcut ürün gamının çok yüksek maliyetleri nedeni ile rekabetçi olamadı.

Öte yandan Tesla’nın solar paneller konusunda önemli AR-GE çalışmaları yönettiğini biliyoruz.

Musk 2019 sonunda haftada 1.000 çatıyı kaplayacak üretim kapasitesine ulaşacaklarını iddia ediyor, sonuçlarını görmek lazım.

Tesla’nın enerji işindeki asıl gücü ise pil teknolojisinde.

Şirket geçen hafta Megapack adını verdiği ve büyük enerji depolama imkanları sunan ürününü duyurdu.

Tesla Megapack’lerle 250 MW ve 1GW/Saat kapasiteye sahip enerji depolama tesislerini sadece üç ayda kurabileceğini iddia ediyor. Ki bu alternatiflerinden 4 kat daha hızlı.

Tesla ilk Megapack siparişini PG&E firmasının California Moss Landing projesi için almış bile.

Bu projede Megapack enerji talebindeki ani dalgalanmalara karşı bir yedek pil görevi görecek .

Tesla Megapack’’in başarılı olması durumunda enerji sektöründe köklü bir değişimin başlayacağını, güneş ve rüzgar gibi kaynakların çok daha etkin kullanılacaklarını söyleyebiliriz.

Bir Devrimin Aracı: Dronelar

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Gün geçmiyor ki ürün teslimatında drone kullanımının güçlü büyümesini ispatlayan örneklerle karşılaşmayalım.

Amazon, UPS, Uber, Google, DHL gibi kurumlar ve çok sayıda startupın ürün teslimatlarını dronelarla yapmak üzerine girişimleri var.

Peki bu girişimler regulasyon ve lojistik altyapı sorunlarını aşarlarsa dünyamızı nasıl değiştirecekler?

Getir gibi çok hızlı ürün teslimatı yapan firmaların bugün hayatımızı nasıl değiştirdiği bize bazı ipuçları veriyor aslında.

Eşiminin yoğun olarak kullandığı Getir’in buzdolabımızı ve erzak raflarımızı boşalttığını bizzat gözlemleyebiliyorum.

Öyle ya, bir ürüne ihtiyaç duyduğunuzda dakikalar içinde kapınıza geliyorsa onu niye satın alıp istifleyesiniz ki?

Peki ya o matkabı gerçekten satın almanız gerekli miydi?

Yılda bir saat bile kullanmayacağınız bir ürüne para bağlamanın ve dolabınızda yer kaplamasına izin vermenin mantığı var mı?

Şimdi evinizi işgal eden pek çok ürünü düşünün.

Getir gibi bir hizmet sayesinde başkalarından bunu kolayca ödünç alabilseydiniz ve ürünler dronelarla kapınıza anında teslim edilseydi onları satın almanıza gerçekten gerek kalır mıydı?

Dronelar bir şeylere sahip olma ihtiyacımızı azaltan ve paylaşan ekonomisinin önünü gerçek anlamda açan bir devrimin aracı olacak gibi gözüküyorlar.

Ne dersiniz?

Beyaz Yakalılar İçin Özgürlük Yolu-5

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Geldik serinin 5. videosuna. Bu sondan bir önceki video, yarın seriyi bitiriyorum.

Yarın ki videom daha ziyade soru yanıt şeklinde olacak. O nedenle tüm sorularınızı bana yorum, DM ya da bora@ozkent.co adresinden atabilirsiniz. Elimden geldiğince hepsini yanıtlamaya çalışacağım.

Bugünkü konumuz: “Karlı İş Modeli Tasarımı ve İlk Yatırımcıyı Kazanmak”

Bu arada serinin diğer videolarına YouTube kanalımdan ulaşabilirsiniz: https://www.youtube.com/channel/UCrXj

Youtube kanalıma üye olursanız süper sevinirim!..

Dağa Yeniden Tırmanmaya Var mısınız?

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Kariyerinizde belli bir yere geldiniz. Belki zirvede değilsiniz ama karanlık dağ diplerinden de kurtulmuş durumdasınız.

Standartlarınızdan memnunsunuz, faturalarınız ödeniyor, yılda üç hafta izninizi düzgünce kullanabiliyorsunuz.

Ama mutlu değilsiniz

Ve bunun nedenini kendinize bile itiraf etmekten korkuyorsunuz.

Oysa mutsuzluğunuzun nedeni çok açık; işinizden sıkılmış durumdasınız.

İşinizi iyi yapıyorsunuz.

Hatta o kadar iyi yapıyorsunuz ki, çok fazla çalışmanıza bile gerek kalmıyor. Tecrübeniz sayesinde olağanüstü verimli bir şekilde görevlerinizi tamamlıyorsunuz.

Zaten tam bu yüzden sıkılıyor, yeni şeyler öğrenmenin o zorlayıcı hazzını özlüyorsunuz.

Biz insanlar yeni şeyler öğrenmek için tasarlanmış varlıklarız.

Bir ömür boyunca tek bir işi yapmak insan doğasına aykırı. Öyle hayatlar mesela karıncalara uygun, insanlara değil.

Bunu hobilerle telafi edenler var. Ama bu içlerindeki açlığı doyuruyor mu emin değilim.

Bence yeni işler denemelisiniz.

Ama bunun için belki de üçte ikisini tırmandığınız dağdan tekrar dibe inmeyi ve bu kez başka ve bilmediğiniz bir patikadan tırmanmayı göze almalısınız.

Korkutucu değil mi? Peki ama kim size zaman zaman korkutucu şeyler yapmadan tatmin edici bir hayat yaşayabileceğinizi söyledi ki?

Tesla 2. Çeyreğin Finansal Sonuçlarını Duyurdu.

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Tesla rekor sayıda otomobil sattığı 2. çeyreğin finansal sonuçlarını duyurdu. Kilit sonuçlar ve 2018 2. çeyrek ile karşılaştırmaları şöyle:

Satış: 2018-40.748 Adet, 2019-95.359 Adet, Büyüme: %134

Ciro: 2018-4.002Bin$, 2019-6.349Bin$, Büyüme: %58

Faaliyet Zararı: 2018-621Mil$, 2019-167Mil$, İyileşme: %73

Net Zarar: 2018-718Mil$, 2019-389Mil$, İyileşme: %45

Nakit: 2018-2.236Bin$, 2019-4.955Bin$, Artış: %121

Tesla bu dönemde 614Mil$ opeasyonel pozitif nakit akışı üretti, ki bu biz yatırımcıların en sevindiği göstergeydi. Çünkü şirketin uzun vadeli düşünebilme gücü pozitif nakit üretimine dayalı. Tesla’nın sonuçları benim gibi uzun vadeli yatırımcılar açısından sevindirici, çünkü tüm kritik göstergelerde geçen yıla göre ciddi iyileşme var.

Yılın 2. yarısında hep daha iyi performans gösteren Tesla’nın ilk kez yıllık kara ulaşması olası.

Ama asıl beklentim karlılık değil pozitif nakit akışını sağlayarak hızlı büyümeye devam etme. Çünkü yollardaki Tesla araçlarının sayısı arttıkça, RoboTaksi filoları gerçeğe dönüşecekler.

Son 1 ayda %50’nin üzerinde değer kazanan Tesla hissesi dün hem kar realizasyonu hem de zararın beklenenden büyük olmasından dolayı %10 civarında değer yitirdi. Bu düşüşün 3. çeyrek sonuçları ile rahatlıkla telafi olacağına inanıyorum.

İş Arayan Okurlarıma Tavsiyem Var!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Bazıları için uygulamasının zorluğunu bilmekle birlikte, iş arayan okurlarıma küçük bir tavsiyem var: Çalışın!

Kendinizi geliştirmek için çalışın!

Yabancı dilinizi veya kod yazmayı öğrenin, inovasyon ve yaratıcılık gibi yeni çağın kritik becerilerini kazanın ve tabii fiziğinizi geliştirin…

Bugün en başta Youtube ve Podcast olmak üzere o kadar çok dijital ücretsiz öğrenme ortamı var ki, kendinizi geliştirmek için bir bilgisayar ve bir internet bağlantısı yetiyor da artıyor bile.

Ve işsizlik size kendinizi geliştirmeniz için büyük bir fırsat sunuyor olabilir aslında.

Belki hatırlayanlarınız vardır. 1999’da ABD NBA Basketbol Ligi yaşanan bir lokavttan dolayı ancak Şubat ayında başlayabildi.

Bu uzun süreli ve sonu belirsiz süreçte pek çok basketbolcu yan gelip yatar ve geleceği hakkında kararlar bağlarken, Kobe Bryant her gün antrenmana devam etti ve lokavtın sürdüğü aylar boyunca 100.000 şut attı.

Evet tam 100.000 şut.

Lokavt bitip de ligler başlayınca Kobe takımı Lakers ile birlikte 2000, 2001, ve 2003 yıllarında ardı ardına şampiyonluklar yaşadı.

Sizce tesadüf mü?

Hadi siz de şimdi üstünüzdeki durgunluğu atın ve hemen kendinizi geliştirmeye başlayın.

Atalarımız boşuna işleyen demir ışıldar dememişler. Siz de ışıldamaya başlayın, işler o zaman düzelecek!

Yapay Genel Zekaya Doğru Önemli Bir Adım Daha!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Dün Microsoft Elon Musk tarafından kurulan OpenAI firmasına 1 Milyar Dolar yatırım yapacağını duyurdu. Yatırımın amacı yapay genel zekayı geliştirmek.

Bugünün yapay zeka uygulamaları kendilerine tanımlanan dar bir alanda başarılı olabiliyorlar. Bu dar alan Netflix’deki film önerilerinden, çeşitli hastalıkların teşhisine kadar bir yelpazeye yayılabiliyor ama her uygulama tek bir konuyu çözebiliyor.

Yapay genel zekanın hedefi insanımsı tek bir yapay zeka uygulamasının çok farklı alanlardaki problemlere çözüm getirebilmesi.

Microsoft ve OpenAI yetkilileri geliştirecekleri yapay genel zekanın, Azure bulut işletim sistemi ile birleştiğinde iklim değişikliği gibi karmaşık problemleri çözebileceğini söylüyorlar.

Yapay genel zeka hem ürkütücü hem de heyecan verici bir gelişim alanı.

Bu alanda Google ya da Facebook gibi reklamdan para kazanan firmalar yerine, Microsoft ve Elon Musk tarafından kurulan OpenAI gibi etik standartları daha yüksek firmaların başarılı olmasını açık ara tercih ederim.

Bu arada Elon Musk bu işe de mi vakit ayırıyor diyenleriniz varsa, Musk’ın burada sadece yatırımcı olduğunu, operasyonu YCombinator kurucusu Sam Altman’ın yönettiğini de belirteyim.

Elon Musk bile o kadar sınırsız bir güce sahip değil yani:)

2020’de İnsan Beyni Makinalara Bağlanacak

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Bu sabah 6’da Elon Musk’ın Neurolink isimli girişiminin çok önemli bir sunumu vardı. Sizler için izledim ve yorumladım.

Musk ve Neurolink ekibi eğer gerekli izinleri alırlarsa insanlar üzerinde deneyecekleri, beyinle makinalar arasında geniş bant iletişimi sağlayan teknolojiyi geliştirdiklerini iddia ediyorlar.

Bu iddianın doğru çıkması durumunda çeşitli beyin rahatsızlıklarından muzdarip insanların yaşam kalitesi artacağı gibi, insan beyni ile yapay zekanın işbirliği yapması da mümkün olacak.

Gelişmeler inanılmaz, buyrun anlatıyorum.