Bilim İnsanlarının Eşi Görülmemiş Covid-19 Mücadelesi

(Okuma Süresi: 3 Dakika)

Covid-19’a karşı henüz etkili bir aşının ve kesin sonuçlar alınan bir tedavinin geliştirilemediği maalesef doğru. 

Ama bu amansız virüsün sırlarını keşfetmek ve onunla savaşacak tıbbi çözümleri geliştirmek için bilim insanlarının çabalarından başka güvenecek bir kaynağımız da yok.

Ve bilim insanları gerçekten bu konuda tarihte görülmemiş bir yoğunlukta ve işbirliği kültüründe çalışıyorlar.

Sadece 4 aydır aramızda olan bu virüsle mücadele eden bilim insanlarının ortaya koyduğu işbirliğinin boyutlarını takdir etmemek büyük haksızlık olur.

Bu makalemde bu çabaları ortaya koyuyorum. Yazının devamını aşağıdaki linke tıklayarak okuyabilirsiniz.

Read more

Bu Hafta İlgilimi Çeken 5 Teknoloji Haberi-1

(Okuma Süresi: 3 Dakika)

Bu hafta en çok ilgimi çeken 5 teknoloji haberini aşağıda derledim.

Her hafta Çarşamba günü yayınlayarak bir seri haline getireceğim bu haberler derlemesinin ilginizi çekeceğini umuyor, her türlü soru ve yorumunuzu heyecanla bekliyorum.

Bu haftaki derlemem Youtube’un Tiktok’la rekabet girişimi, Amazon’un oyun dünyasına hızlı girişi, Bitcoin’in Latin Amerika’daki geniş kullanımı, Zoom’un büyüme sancıları ve koronavirüsün eve mahkum ettiği çocuklarımızın ekran köleliği konularını ele alıyor.

Keyifli okumalar diliyorum.

Read more

Spotify’in Geleceğine Yatırım Yapıyorum

(Okuma Süresi: 5 Dakika)

Bazı okuyucularımdan gelen yoğun talep üzerine her hafta yatırım yaptığım varlıklardan birisi ile ilgili detaylıca paylaşımlar sunmaya karar verdim. 

Eğer bir aksama yaşamasam her Çarşamba sabahı bu makalelerimle karşılaşacaksınız. 

(Önemli Not: Lütfen yazdıklarımın asla bir yatırım tavsiyesi olmadığını, sadece kendi yatırım mantığımı paylaştığımı unutmayın. Her yatırımcı kendi araştırmasını kendisi yapmalıdır.)

Son dönemde hisse senetlerini satın almaya başladığım şirketlerden birisi Spotify.

Bugün hem neden bu şirkete yatırım yaptığımı, hem de Spotify’in parlak geleceğini oluşturacağına inandığım temel yapı taşlarını özetlemeye çalışacağım.

Müzik pazarını kökten değiştiren bu şirketin inovasyonlarının ve stratejilerinin, yatırım yapmayı düşünmesiniz bile, ilginizi çekeceğini umuyorum.

Read more

Segway Daha Ölmemiş!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Meğerse yürümenize gerek bırakmayacak mucizevi ulaşım aracı olarak tanıtılan Segway’in hüzünlü hikayesi daha bitmemiş.

Başkan Bush’un efsane düşüşü ve onu takip eden kimisi ölümlü kazalarla kan kaybeden Segway markası, yeni sahibi Çin’li Ninebot’un yönetiminde atak yapıyor.

Lyft ve Jump gibi şirketlerle yaptığı işbirlikleri sayesinde dünya elektrikli scooter pazarının %70’ini ele geçiren Segway, yeni mopedini, dağıtım robotlarını ve motorsikletini de piyasaya sundu.

Read more

Google İmparatorluğunun Köleleriyiz

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Google, Facebook’a göre genellikle daha iyi duygularla anılan bir şirket.

Dünyadaki tüm bilgiyi kolay kullanıma sunma misyonu onu zaman öldürmekten başka işe yaramayan Facebook’dan daha değerli kılıyor.

Lakin eğer Facebook dijital dünyanın kötü adamıysa, Google o kötü adamın bile boyun eğeceği sonsuz kudrete sahip tartışmasız imparatoru.

Google’da aramalarında ilk sayfada çıkmıyorsanız işiniz çok zor. Çünkü potansiyel müşteriler satın alma süreçlerine internetten başlıyorlar.

Üstelik tüketiciler Google’la o anda ne aradıkları bilgisini direkt olarak paylaşıyorlar. Böyle bakınca Google dünyanın en büyük ve raflarında yer mutlaka yer almak isteyeceğiniz en güçlü süpermarketi.

Google da bu gücünü bildiğinden reklam verenlerden marketlerin “raf parası” adını verdiği haraca benzer bir haraç kesiyor.

Ha reklam vermeyim ama aramalarda üst sıralarda çıkayım diyorsanız, o zaman da tüm web içeriğinizi Google hazretlerinin arzu ve kurallarına uygun hale getirme uzmanı SEO danışmanlarının eline düşüyor, tüm dünyanızı Google sizi beğensin diye kurguluyorsunuz.

Üstelik Google eğer kafası atarsa arzu ve kurallarını değiştiriveriyor ve tüm SEO yatırımlarınız da çöpe gidiyor.

Google dijital dünyanın tartışmasız imparatoru, boyun eğin, rahat edin!

Bayilik Hala Geçeri Bir İş Modeli mi?

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Bayiler ana şirketlerin ürünlerini müşterilere ulaştıran dağıtım/satış kanalını oluşturur ve ana şirketin tahsilat/stok yönetimi/hizmet süreçlerini de kolaylaştırırlar.

Lakin bence dijitalleşmenin esas stratejik güç kaynağı olduğu günümüzde bayilik sistemlerinin rafa kaldırılması gerekiyor. Çünkü bayilik sistemleri emsalsiz müşteri deneyimlerinin önünü tıkıyorlar.

Bayiler -haklı olarak- kısa vadeli satış ve karlılığa odaklıyken, geri dönüşü uzun vadeli müşteri deneyimi projelerine candan destek vermeleri eşyanın tabiatına aykırı.

Ama başka sorunlar da var.

Bayilik sistemi ile çalışan şirketler nihai müşteri verilerini toplayamadıklarından CRM’verileri zayıf kalıyor, veri olmayınca yapay zekanın gücünden yararlanamıyorlar, omnichannel girişimleri karmaşık faturalama ilişkilerine tosluyor ve dijital satış kanalları kurmaktan da çekiniyorlar.

Dijitalleşme bayilere olan ihtiyacı azaltan ve müşterilere direkt ulaşabilen firmaların elini güçlendiren araçlar sunuyor bugün. Kendi mağazalarına ve dijital satış kanallarına sahip şirketlerin oyunu kazanacağı bir döneme giriyoruz.

Eğer harika bir dijitalleşme projesine “ama bayilerimiz buna kızar!” diye itiraz edilen bir şirketseniz bayilik sisteminizi gözden geçirme zamanınız geldi demektir.

Dijitalleşme O Bildiğiniz SAP Projelerinden Değil!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

SAP Almanların geliştirdiği muhasebeden, üretime, planlamadan, satışa kadar bir şirketin tüm işlerini dijital olarak entegre eden dev bir yazılım. SAP’e benzer oyuncular arasında Oracle gibi devler ve Logo gibi yerli girişimler var.

Bu yazılımların temel işlevi şirketlere mevcut işlerini daha verimli yapmalarına yardımcı olmak. Ve bu konuda çok başarılılar.

Dijitalleşme ise verimliliğe değil, yenilikçi iş modellerinin önünü açmaya ve bu sayede hızlı büyüme fırsatlarını yakalamaya odaklı.

Mesela otomotivciler SAP sayesinde verimliliklerini yükseltirken, UBER dijitalleşme sayesinde insanları taşımanın yepyeni yollarını keşfediyor.

Kurumların kritik hatası dijitalleşmeyi SAP projeleri gibi yönetmeleri. Dijitalleşme sanki BT departmanının yürütmesi gereken bir ”proje“ gibi görülüyor.

Oysa dijitalleşme şirketin ortak ve yöneticilerinin ”bugün teknolojileri ile bu işi kursaydık ne yapardık“ sorgulamasıyla başlayan köktenci bir iş modeli bakış açısını gerektiriyor.

Mesela Hilton yöneticileri verimlik artışları ile övünürken, AirBnb gecede 2 Milyon kişiyi sıfır maliyetle konaklatıyor dijitalleşme sayesinde.

Şirketinizdeki dijitalleşme girişimlerini hala SAP kafasıyla yönetiyorsanız işiniz zor anlayacağınız, benden söylemesi.

Gerçekten Dijitalleşiyor musunuz?

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Bu aralar yöneticilerin en popüler söylev konuları arasında DİJİTALLEŞME başta geliyor.

Google, Amazon gibi dev dijital oyuncuların ve yüzlerce dijital startupın başarılarına özenen bir tek büyük kurum yöneticisi yok ki şirketinin nasıl da inanılmaz dijitalleştiğini anlatmasın.

Bir “palavrasavar” olarak yöneticilerinizin dijitalleşme konusunda ciddi mi olduklarını, yoksa palavra mı sıktıklarını test edeceğiniz 5 soru sunuyorum size.

En az bir soru için büyük bir EVET’ini varsa şirketiniz doğru yolda. Aksi takdirde sizin için üzgünüm.

1-Dijitalleşme sayesinde müşterilerimize rakiplerimizden 10 kat daha iyi deneyimler yaşatabileceğimiz süreçler ve temas noktaları tasarlıyoruz.

2-Dijitalleşmenin getirdiği verimlilikle rakiplerimizin asla yakalayamayacağı maliyet avantajları yaratıyor, bu avantajı fiyatlarımıza yansıtarak pazarı yıkıyoruz.

3-Şirketimiz mevcut iş modelini dijitalleşmeyle desteklemekten ziyade, dijital araçları kullanarak yepyeni iş modelleri yaratmanın peşinde.

4-Şirketimizin en üst kademelerinde müthiş dijital becerilere sahip insanlar var ve stratejik güçleri artıyor.

5-CEO’muz Getir, Yemek Sepeti, Armut gibi dijital çözümleri bizzat kullanıyor, Bitcoin alıp satabiliyor, bilgisayar oyunu oynayabiliyor.

Wikispeed: Otomobil Üretimini Yazılım Geliştirmeye Benzeten Şirket

(Okuma Süresi: 7 Dakika)

Otomobil Üretimini Yazılım Geliştirmeye Benzeten Şirket

Wikispeed’in ilginç hikayesi Joe Justice’in Progressive isimli sigorta firmasının 10 Milyon Dolarlık inovasyon yarışmasına başvurması ile başlar. Enerji verimliliği yüksek araçların üretimini teşvik etmek için düzenlenen yarışmanın temel amacı bir galonla (yaklaşık 3.8 LT) 100 mil (yaklaşık 160 KM) gidebilen, güvenlik regülasyonlarına uygun ve insanların gerçekten kullanabileceği araçların üretilmesini sağlamaktır. 

Ultra-verimli bir otomobil üretme fikrine heyecanlanan Joe, eşinin de desteği ile 5.000 Dolarlık başvuru ücretini kendi tasarruflarından karşılayarak yarışmaya katılmaya karar verir.  

İlk aşamada tek başına çalışan Joe, sosyal medya aracılığı ile geliştirme çalışmalarını, karşılaştığı zorlukları ve teknik sorularını çevresi ile paylaşır. Çalışmaları sosyal medyada öğrenen bazı insanlar Joe’ye projesi için yardımcı olmaya, hatta bir kısmı doğrudan garaja gelerek gönüllü olarak çalışmaya başlarlar. Sadece 3 ay içerisinde Wikispeed Takımı 44 kişilik bir gönüllüler ordusuna dönüşmüş ve yarışmaya katılabilecek çalışan bir prototip geliştirilmiştir.

Son teslim tarihinden çok kısa bir süre önce bir yarışma denetçisi otomobili inceleyerek süspansiyonlarında teknik bir yetersizlik olduğunu, bu şekilde yarışmaya katılamayacaklarını belirtir. Pek çok girişimcinin pes edeceği bu ani gelişmeye rağmen Wikispeed’in gönüllüler ordusu işin peşini bırakmazlar ve aracı yarıştırmaya yetiştirerek, otomobilin pek çok büyük üretici firmanın içerisinde ilk ona girmesini sağlarlar.

Son derece kıt kaynaklarla ve sadece 3 aylık kısa bir sürede elde edilen bu başarı otomotiv dünyasının ilgisini çeker.  2010’daki yarışma başarısından sonra Wikispeed 2012’de Detroit Otomobil Fuar’ına davet edilir ve SGT01 adlı araçları Ford ve Chevrolet gibi çok güçlü markaların yanında sergilenir. Artık SGT01 tamamen fonksiyonel bir spor otomobildir ve fuarda ilk siparişini almayı da başarır.

Fuardaki başarı Wikispeed’in sadece sipariş almasını sağlamaz, aynı zamanda 100’e yakın yeni gönüllünün Wikispeed takımına katılmasını da sağlar. 2013 yılına gelindiğinde artık Wikispeed’in 500’e yakın gönüllü çalışanı vardır. Joe, bu gönüllülerden 170 kadarının çok yoğun bir şekilde Wikispeed için çalıştıklarını belirtmektedir.

2013’de ilk otomobil satışını gerçekleştiren Wikispeed tipik otomobil üreticilerinden çok farklı bir büyüme modelini izler. Merkezi bir üretim bandında aynı modeldeki araçlardan çok sayıda üreterek ölçek ekonomisi yaratmaya odaklanan tipik üreticiler yerine, Wikispeed dağıtık, ölçekleme yerine uzmanlaşma, yenilikçilik ve katılıma dayalı yepyeni bir iş modeli geliştirir.  

Wikispeed’in Çevik ve Açık Kaynağa Dayalı İnovasyon Süreci

Wikispeed’in iş modeli Linux ve Wikipedia gibi özellikle bilişim sektöründe çok başarılı olan “açık kaynak” yapılanmalarına benzer.  Bilginin paylaşımına ve kollaborasyona dayalı açık kaynak yapılanması sayesinde Wikispeed çok sayıda bağımsız katılımcının uzmanlıklarından yararlanır. Ürünlerin kalite kontrolünü de yine bu bağımsız katılımcıların yaptığı çok sayıda test ile gerçekleştirir. Bir diğer deyişle, Wikipeed bir otomobil üretim şirketinden ziyade bir yazılım şirketine benzer.

Wikispeed’in ürün geliştirme sürecinin temelini çeviklik oluşturur. Ürün geliştirme sırasında çok sayıda ve hızla yapılan değişiklikler sayesinde iyi bir sonuca ulaşılması hedeflenir. Ürün geliştirme sürecinin daha başlangıcında ürünün tüm spesifikasyonlarını planlamayı öngören klasik şelale (waterfall) metodunun tersine, çevik (agile) ürün geliştirme süreci kısa ve hızlı “deneme, yanıla, öğrenme, geliştirme” döngülerine dayanır.

Wikispeed’in Organizasyonel Yapısı

Wikispeed  Takımı “Scrum” olarak adlandırılan ve Türkçe’ye “Saldırı” ya da “Hamle” olarak çevrilebilecek düşük genel gidere dayalı bir proje yönetimi tekniği ile takım üyeleri arasında kollaborasyonu sağlar. Scrum takımlarında üç temel rol bulunur; “ürün sahibi”, “takım üyesi” ve “scrum” üstadı. Her takım üyesinden bu rollerden birisini benimsemesi istenir ama zaman içerisinde insanlar kendi isteklerine ve yeteneklerine uygun olarak rollerini değiştirebilirler.

Scrum yapılanmasında merkezi bir yönetici bulunmaz, insanlar projeye hangi rolde katılacaklarını kendileri belirlerler. Bu sayede hem katılımcıların yüksek motivasyonu sağlanır hem de çabalarını koordine eden bir yapı oluşturulmuş olur. Scrum  takım üyelerinin başlıca sorumlulukları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.

Ürün Sahibi Takım Üyesi Scrum Üstadı
Paydaşların ve müşterilerin sesini temsil eder. En önemli sorumluluğu takımın müşterilere değer katan ürünler geliştirmesini sağlamaktır. Müşteri odaklı “kullanıcı hikayelerini” geliştirir, onları önceliklendirir ve onları ürün kütüğüne (backlog)  ekler. Döngülerin (sprint) yönetiminde rol alır.  Her deparın sonunda müşteriye teslim edilme potansiyeline sahip , kaliteli ürünlerin geliştirilmesinden sorumludur. Her hafta en az 2 saat proje için çalışma ve neler başardığını anlatacak 5 dakikalık sunumlar yapma sorumluluğunu taşır. Scrum takımının önüne çıkabilecek tüm engelleri kaldırmaktan sorumludur. Takımın lideri değildir ancak takımın performansını etkileyebilecek üçüncü kişilere karşı  takımı temsil eder ve bir tampon vazifesini görür. Scrum sürecinin ilkelerine uygun olarak işlemesini kontrol eder. 

Wikispeed Takımının Çalışma İlkeleri 

Joe, Wikispeed’in çalışma ilkelerini tasarlarken kendisinin yazılımcı geçmişinde öğrendiklerinden ve yazılım geliştirmede başvurulan en iyi uygulamalardan bol bol yararlanmıştır. 

İşi Modüllere Ayırma

Joe kompleks bir ürün geliştirme sistemini modüllere ayırmanın ve her bir modülün özerk bir Scrum  takımı tarafından yönetilmesinin, yaratıcılığı yükselteceğini ve takımlar birbirilerini beklemek zorunda kalmayacaklarından daha hızlı deneme-yanılma-öğrenme döngüleri yapılmasını sağlayacağına inanıyordu.

Joe’ye göre, otomobilin her biri modülü diğer modüllerden bağımsız olarak değiştirilebilmeli ve geliştirilebilmelidir. Böylece otomobilin herhangi bir modülü diğer modülleri hiç etkilemeden ve onlarda yapılacak değişiklikleri beklemeden geliştirilebilir. 

Joe’nin modelinde modüllerin birbirileri ile eklemlenmeleri standart arayüzler ile sağlanır. Lego parçalarının birbirileri ile bağlandığına benzer standart arayüzlerin kullanımı, modüllerin bağımsız olarak geliştirilmesini ancak aynı zamanda birbirileri ile uyumlu şekilde birleşmelerini sağlar. 

Wikispeed projesinde otomobilin modülleri arasındaki arayüz standartları belirlendikten sonra otomobilin şasisi, ön bölümü, yolcu kabini, motoru ve bagajı gibi modülleri birbirinden bağımsız scrum takımları tarafından geliştirilmiştir.

Bu modüler yapı sayesinde Wikispeed takımlarının kendi modüllerini mükemmelleştirmek için hızlı testler yapmaları, böylece de çok hızlı bir şekilde ürün geliştirmeleri sağlanmıştır. Ayrıca böylesine modüler bir yapıda çalışmak takımları kendi ürünlerini sadeleştirmeye ve dolayısı ile maliyet azaltmasına gitmelerine de yol açmıştır.

Sonuçta otomobil endüstrisinde ürün geliştirme süreçleri ortalama 2.5 yıl sürerken, Wikispeed bu süreyi haftalık döngülere (sprint) indirmeyi başarmıştır. Modüler yapı aynı anda çok sayıda değişikliğin yapılmasını mümkün kıldığından inovasyonu da hızlandırmaktadır.

Scrum Metodu ile Takım Çalışmasını Yönetmek

Joe takımları scrum metodu ile organize etmenin onları özgürleştireceğini, yaptıkları işin sonucunu daha kısa bir sürede görmelerine imkan sağlayacağına ve bu nedenle de daha yüksek bir motivasyonla çalışmalarını teşvik edeceğine inanıyordu. Wikispeed’in gönüllü katılımına dayalı üretim felsefesi, takım üyelerinin motivasyonuna geleneksel şirketlerden daha fazla önem verilmesini zorunlu da kılıyordu.

Wikispeed Scrum ilkelerini aşağıdaki başlıklar şeklinde otomobil geliştirme süreçlerine adapte etmiştir:

  • İşi kısa süreli döngüler olarak organize et.
  • Yönetim bu kısa döngüler sırasında Scrum takımının işlerine karışmaz.
  • Takım müşterisine rapor verir, yöneticisine değil.
  • Takım işin ne kadar süreceğine kendisi karar verir.
  • Takım her döngü için ne kadar işgücüne ihtiyacı olduğuna kendisi karar verir.
  • Takım kendi performans kriterlerini kendisi belirler ve sonuçları kendisi ölçer.
  • Her döngüden önce takım o döngünün amaçlarına kendisi karar verir.
  • Döngülerin amaçlarına hedeflenen müşteri hikayelerine göre karar verilir.
  • Projenin önündeki engeller sistematik olarak kaldırılırlar.

Şema-Scrumun İşleyişi

pastedGraphic.png

Wikispeed takımı Scrum tekniğini işlerini organize etmek için etkin olarak kullanmaktadır. Bütün projeyi 1 haftada tamamlanabilecek alt görevlere (task) bölen Wikispeed’ciler, günde bir kez 15 dakikalık kısa sunumlarla (Standup) ilerlemelerini paylaşırlar. Bu kısa sunumlarda şu soruların yanıtları verilir: (1) dün ne yaptınız; (2)bugün en öncelikli göreviniz ne ve onu tamamlamak için ne yapacaksınız; (3) sizi en önemli görevinizi başarmaya çalışırken yavaşlatan temel faktör nedir? Bu sunumlar sayesinde hem takımlar arasında koordinasyon sağlanır, hem de süreç hızlandırılır.

Wikispeed Scrum metodu ile takımlarıı yönetmek için neredeyse tamamı ücretsiz olan LinkedIn, FreeConferenceCall.com, Dropbox, GoogleDocs, Google Hangouts, YouTube ve Skydrive gibi araçlardan yararlanır. 

Wikispeed’in kullandığı diğer önemli bir Scrum metodu ise “müşteri hikayeleri”dir. Müşterilerin ürünle başarmak istediklerini basit hikayelere dönüştürmek ve bu hikayeler çerçevesinde döngü hedefleri vermek, takımın tüm çalışmalarını müşterilerin ihtiyaçlarına odaklamasını ve gereksiz unsurlara enerji harcamasını engeller. Müşteri hikayeleri genellikle post-itlere yazılırlar ve asla teknik bir ihtiyaçlar listesinin karmaşasında olmazlar.

Wikispeed’e Tepkiler

Başarıları ile kısa sürede basının sevgilisi haline gelen Joe Justice ve Wikispeed ekibine otomobil dünyası ise kuşkuyla bakmaktadır. 

Büyük şirketler, Wikispeed gibi motive, bağımsız, bürokrasiden uzak takımlarla çalışmanın, kurumun yapısını çok zorlayacağından endişe ediyorlar. Ayrıca Wikispeed’in yaklaşımın küçük projeler ve takımlar için geçerli olabileceğini ancak büyük organizasyonlarda işe yaramayacağını iddia edenlerin sayısı da hiç az değil.

Öte yandan John Deere ve Lockheed Martin gibi dev üretim firmaları Wikispeed atölyelerini ziyaret ederek orada geliştirilen yeni yönetim mantığını kavramaya çalıştılar. Dünya’nın en büyük uçak üreticisi olan Boeing ise bazı ürün geliştirme süreçlerine Scrum metodunu adapte ettiğini ve 2.4 katlık performans iyileştirmesi gösterdiğini açıkladı geçtiğimiz günlerde. General Motors da Onstar bölümünde Scrum uygulamaya başlayacağını ilan etti bu arada.

Vaka Tartışma Soruları:

  • Siz kendi işlerinizde Wikispeed’in Scrum metodunu mu yoksa geleneksel ürün geliştirme süreçlerini mi tercih edersiniz? Neden? İki metodun avantaj ve dezavantajları sizce nelerdir?
  • Sizce insanlar neden Wikispeed’e gönüllü olarak katılıyorlar. Joe bu kadar çok gönüllüyü takımına katmak için nasıl bir yöntem izliyor? 
  • Wikispeed’in organizasyonel prensipleri geleneksel yapılardan nasıl ayrışıyor ve bu yapı neden Wikispeed’ün ürün geliştirme süreçlerini hızlandırıyor.
  • Sizce büyük örgütler Scrum metodunu kendilerine uyarlayabilirler mi? Neden? Neden değil?
  • Grup Tartışması: Wikispeed’ten aşağıdaki konularda neler öğrendiniz ve bunları kendi işinize nasıl uyarlayabilirsiniz?
    • İnovasyon
    • Organizasyon ve yönetim
    • Çalışan motivasyonu
    • Verimlilik

Yapay Zeka Sistemlerinin Hesaplama Gücü Kullanımındaki Artış

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

OpenAI yapay zeka sistemlerinin (YZ) 1960’dan bu yana hesaplama gücü kullanımı artışlarını gösteren bir analiz yayınladı.

Sonuçları tek kelimeyle İNANILMAZ.

Araştırma 2012 yılına kadar YZ girişimlerinin hesaplama güçlerinin Moore Yasası eğrisi ile paralel olarak arttığını, yani 18 ayda bir ikiye katlandığını gösteriyor.

Derin öğrenme teknolojilerinin gündeme geldiği 2012 yılından itibaren yaratılan yapay zeka uygulamalarının bilgisayarların hesaplama gücünden yararlanma hızı ise, SIKI DURUN, sadece 3.4 AYDA BİR ikiye katlanıyor!

Bu inanılması zor üssel büyüme metriğinin etkisini şöyle anlatayım.

2012’den bu yana bu metrik 300.000 kattan daha fazla büyümüş. Metrik eğer Moore yasasına uysaydı sadece 7 kat büyüyecekti.

Yani yapay zeka dünyayı değiştiren ve dijital çağı yaratan Moore yasasından tam 45.857 kat daha hızlı gelişiyor. (Yazıyla: kırkbeşbinsekizyüzelliyedi kat).

Bu büyüme hızı devam ederse yapay zekanın bugünkü uygulamaları ile kıyaslandığında hayal bile edemeyeceğimiz üstünlükte yeteneklere kısa sürede ulaşması mümkün gözüküyor.

Bilgisayar çip teknolojilerinin bu inanılmaz hesaplama gücü talebine nasıl tepki vereceği de ayrı bir mesele tabii.

Yazı fazla mı teknik oldu biraz🤓

Araştırmanın daha da teknik detayları için:

https://openai.com/blog/ai-and-compute/#addendum

Bitcoin’in Temsil Ettiği Değerler

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Herkes Bitcoin’in kısa vadeli fiyat hareketlerine o kadar odaklı ki, onun nasıl radikal bir değişimi temsil ettiğini gözden kaçırıyorlar.

Oysa bir ”Bitcoin Maksimalisti“ (uzun vadede Bitcoin’n baskın değer saklama birimi olacağına inanan insanlara verilen genel isim) olarak benim asıl odaklandığım konu Bitcoin’in temsil ettiği değerler.

Bu değerlerin en başında adem-i merkeziyetçilik, yani bir merkeze bağımlı olmamak geliyor.

Bu hafta Garanti Bankası’nın başına gelen dijital saldırıyı ya da Trump’ın bir twiti ile ABD Dolarını nasıl hareketlendirebildiğini gözönönüne alırsanız, Bitcoin’in herhangi bir merkeze bağlı olmayan ve bu nedenle de saldırılara çok daha dayanaklı ve saçma politikacı kararlarından etkilenmeyen yapısını takdir etmemem mümkün değil.

Bitcoin’in küreselliği, sınır ve devlet bağımsızlığı da beni büyüleyen unsurları. Ve tabii ki tamamen dijital olmasından dolayı yaşattığı inanılmaz müşteri deneyimi de öyle.

Bitcoin kurulu ve güçlü finansal ve siyasi düzene öyle doğrudan saldırıyor ki, dev ve sert bir dirençle karşılaşması çok doğal.

Bitcoin dirençten kurtulup benim gibilerin hayal ettiği geleceğe ulaşacak mı bilemem. Ama Bitcoin’li bir dünyanın Bitcoin’siz bir dünyadan çok daha iyi bir yer olacağına eminim.

En İyi Youtube Sanat Kanalları

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Bırakın sanat yapabilmeyi, sadece sanatı anlamayı bile insanı diğer türlerden ayıran en önemli beceri olarak görüyorum.

Yaratıcılığın her gün daha çok önem kazandığı iş dünyasında da, muhteşem ürünlerin tasarımından, olağanüstü müşteri deneyimlerinin yaratılmasına kadar pek çok alanda sanattan beslenilmesi gerektiğine inanıyorum.

Tabii herkesin zevk alacağı sanat dalı kendisine kalmış ama ben resim ve heykelin bütün sanatların anası olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle de resim/heykel sanatçılarını ve onların eserlerin öğrenmeyi ve en başta kızım olmak üzere etrafımdakilerle paylaşmayı çok seviyorum.

Bugün bu amaçla takip ettiğim bir kaç YouTube kanalını paylaşmak istedim sizinle. Bu siteler ünlü sanat eserlerini ve sanatçılarını anlamınıza çok yardımcı olabilirler.

Belki sizin de hoşunuza gider, hatta size ilham verebilirler:

Smart History: https://www.youtube.com/user/smarthistoryvideos/

The Canvas: https://www.youtube.com/channel/UCqTHx0ObkFZ97KO2SWUuz9w

The Art Assignment: https://www.youtube.com/user/theartassignment

Google Arts and Culture Project: https://www.youtube.com/user/GoogleArtProject

Art21: https://www.youtube.com/user/art21org

Moma: https://www.youtube.com/user/MoMAvideos

Gugenheim: https://www.youtube.com/user/guggenheim


Deepfake Videolarda Yeni Dönem

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Başımız büyük dertte. Deepfake videolarda yeni bir döneme giriyoruz!

Artık sadece yüzünüzü değil, tüm vücudunuzu temsil eden deepfake videolar üretilebiliyor.

Ağustos 2018’de Berkeley Üniversitesi ”Everbody Dance Now“ (Şimdi herkes dans etsin) isimli bir videoda profesyonel dansçıların figürlerini amatörlere uyarlayarak, yeni deepfake uygulamalarının gidebileceği yeri gösterdi.

Bu yılın Nisan ayında ise Japon yapay zeka şirketi Data Grid bir yapay zeka uygulaması geliştirerek, giyim perakendecilerine sanal insan vücutları üzerinde ürünlerini gösterebilecekleri bir video uygulaması sundu.

Çin’li deepfake uygulaması Zao bu yeni teknoloji profesyonellerin elinden alıp amatör youtuberlerın kullanımına sunmaya çalışıyor. Kötü niyetli youtuberlerin bu teknolojiyle neler yapabileceklerini hayal bile etmek istemiyorum.

Bu tür videoları kullanan medyaya bir isim bile verilmiş: Sentetik Medya.

Gerçekten dünya ilginç bir yere dönüşüyor.

Şimdi de size bir soru: Siz bu teknolojiyi kullanarak kimin için nasıl bir fakevideo hazırlamak isterdiniz? 🙂

Mesele ben Elon Musk’la bir Tesla Roadster’de takıldığım bir video çekmeyi çok isterdim:)

Uzay Yarışı Hızlanırken

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Elon Musk’ın SpaceX’i hakkında yazılar paylaşıyorum. Ama uzayda çok daha fazla sayıda oyuncu var.

Gelin son gelişmeleri bir özetleyelim.

Richard Brandson’un Virgin Galactic’i uzay turizmini gelecek yıl başlatıyor. (https://lnkd.in/grekEkM)

Jeff Bezos’un Blue Origin’i iniş yapabilen bir uzay aracı geliştiriyor. Araç 2014 yılında 6.5 tonluk kargoyu ve astronotları aya indirebilecek. Bezos Dünya’yı kurtarmak için sanayi tesislerini Ay’a taşımak istiyor.

Çin, Ocak’ta Ay’ın karanlık tarafına insansız bir uzay aracı indirdiğini duyurdu. Araç Ay yüzeyine bir “mini-biyosfer” yerleştirdi”. Bu sayede Ay koşullarında meyve sinekleri, çeşitli tohumlar ve bitkiler yetiştirmeyi denenecek.

İsrail’li özel bir girişim SpaceIL isimli aracını Ay’ın yörüngesine soktu ancak gemi Ay’a yumuşak inişi yapamadı ve parçalandı.

Dubai “kozmotropolis” isimli yeni bir havalimanı kuruyor. Buradan roket gemilerinin, hipersonik ve süpersonik hava araçları kalkabilecekler.

Japon uzay ajansı JAXA ve Toyota Ay üzerinde 10 Bin kilometre yol alabilecek bir insanlı Ay taşıtı tasarlıyorlar.

Dev uzay teleskopundan, NASA’nın Ay’a tekrar insanlı yolculukları başlatmasına kadar daha çok fazla gelişme var. Ben bu kadarını sığdırabildim 1.300 karaktere.

Bir Devrimin Aracı: Dronelar

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Gün geçmiyor ki ürün teslimatında drone kullanımının güçlü büyümesini ispatlayan örneklerle karşılaşmayalım.

Amazon, UPS, Uber, Google, DHL gibi kurumlar ve çok sayıda startupın ürün teslimatlarını dronelarla yapmak üzerine girişimleri var.

Peki bu girişimler regulasyon ve lojistik altyapı sorunlarını aşarlarsa dünyamızı nasıl değiştirecekler?

Getir gibi çok hızlı ürün teslimatı yapan firmaların bugün hayatımızı nasıl değiştirdiği bize bazı ipuçları veriyor aslında.

Eşiminin yoğun olarak kullandığı Getir’in buzdolabımızı ve erzak raflarımızı boşalttığını bizzat gözlemleyebiliyorum.

Öyle ya, bir ürüne ihtiyaç duyduğunuzda dakikalar içinde kapınıza geliyorsa onu niye satın alıp istifleyesiniz ki?

Peki ya o matkabı gerçekten satın almanız gerekli miydi?

Yılda bir saat bile kullanmayacağınız bir ürüne para bağlamanın ve dolabınızda yer kaplamasına izin vermenin mantığı var mı?

Şimdi evinizi işgal eden pek çok ürünü düşünün.

Getir gibi bir hizmet sayesinde başkalarından bunu kolayca ödünç alabilseydiniz ve ürünler dronelarla kapınıza anında teslim edilseydi onları satın almanıza gerçekten gerek kalır mıydı?

Dronelar bir şeylere sahip olma ihtiyacımızı azaltan ve paylaşan ekonomisinin önünü gerçek anlamda açan bir devrimin aracı olacak gibi gözüküyorlar.

Ne dersiniz?

Yapay Genel Zekaya Doğru Önemli Bir Adım Daha!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Dün Microsoft Elon Musk tarafından kurulan OpenAI firmasına 1 Milyar Dolar yatırım yapacağını duyurdu. Yatırımın amacı yapay genel zekayı geliştirmek.

Bugünün yapay zeka uygulamaları kendilerine tanımlanan dar bir alanda başarılı olabiliyorlar. Bu dar alan Netflix’deki film önerilerinden, çeşitli hastalıkların teşhisine kadar bir yelpazeye yayılabiliyor ama her uygulama tek bir konuyu çözebiliyor.

Yapay genel zekanın hedefi insanımsı tek bir yapay zeka uygulamasının çok farklı alanlardaki problemlere çözüm getirebilmesi.

Microsoft ve OpenAI yetkilileri geliştirecekleri yapay genel zekanın, Azure bulut işletim sistemi ile birleştiğinde iklim değişikliği gibi karmaşık problemleri çözebileceğini söylüyorlar.

Yapay genel zeka hem ürkütücü hem de heyecan verici bir gelişim alanı.

Bu alanda Google ya da Facebook gibi reklamdan para kazanan firmalar yerine, Microsoft ve Elon Musk tarafından kurulan OpenAI gibi etik standartları daha yüksek firmaların başarılı olmasını açık ara tercih ederim.

Bu arada Elon Musk bu işe de mi vakit ayırıyor diyenleriniz varsa, Musk’ın burada sadece yatırımcı olduğunu, operasyonu YCombinator kurucusu Sam Altman’ın yönettiğini de belirteyim.

Elon Musk bile o kadar sınırsız bir güce sahip değil yani:)

Uzayın Büyük İşgali Başladı!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Uzayın Büyük İşgali Başladı! (Ve bunun için altı üstü 1.5 Milyar Dolar AR-GE Harcaması Yapıldı!)

Bugüne kadar uzay yolculuğu, binlerce adayın içinden, çok yüksek kriterlerlere göre seçilmiş bir avuç insanın, ancak inanılmaz zorlu bir eğitimden sonra tadını çıkartabildiği bir deneyimdi.

Üstelik uzay yolculuğu çok pahallı ve karmaşık bir iş olduğundan, seçilmiş insanların bile uzay yolculuğunu gerçekten deneyimlemesi biraz şansa kalıyordu.

Bugüne kadar sadece 571 insanın uzaya çıkabilmiş olması yukarıdaki argümanlarımı ispatlar nitelikte.

Dün sunduğum videoda anlattığım Richard Brandson’un uzay turizmi şirketi Virgin Galactic bu durumu tamamen değiştirmeye, uzayı sıradan vatandaşların da ziyaretine açmayı planlıyor.

Öyle ki Virgin Galactic sadece gelecek yıl içinde 66 insanı uzay yolculuğuna çıkaracak.

Yani şimdiye kadar gönderebildiklerimizn %10’undan daha fazlasını…

Ve yolculuk giderleri azaldıkça bu sayının her yıl katlanarak artması bekleniyor.

Halen 250.000 dolar olan yolculuk fiyatının önümüzdeki yıllarda 50.000 dolara inmesi ile yaklaşık 5 Milyon insanın uzay hayallerini gerçekleştirebileceği tahmin ediliyor.

Ve tüm büyük değişim için altı üstü 1.5 milyar dolar Ar-Ge harcaması yapıldı.

Bizim bu paraları nerelere harcadığımızı düşündükçe…

Tam Otonom Robotaksiler Hizmet Vermeye Başladı

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Uber’in ABD’de en büyük rakibi olan Lyft Arizona’nın belli bölgelerinde Google’un Waymo girişimi tarafından geliştirilen tam otonom robotaksilerle hizmet vermeye başladı.

Şimdilik sürücü koltuğunda hala bir insan sürücü her ihtimale karşı oturuyor ve hizmet sadece Lyft-Waymo tarafından daha önce test edilmiş sınırlı bir alanda veriliyor.

Arizona’da Uber ve Lyft’in sürücülü hizmetlerinde bir millik yolculuğun maliyeti 80 Cent civarında, otonom araçlarla bu maliyetin 20 Cent’in altına ineceği öngörülüyor.

Bizde mi neler oluyor?

Bizde Uber gibi hizmetlerin tamamı yasak. Sarı taksi sahiplerinin mafyası memleketin yüzyılın en büyük devrimlerinden birisinin dışında kalmasını başardı.

https://www.cnbc.com/2019/06/27/waymo-makes-autonomous-vehicles-available-to-lyft-riders.html?__source=twitter%7Cmain

GOOGLE’IN BİZİ İZLEMESİNİ NASIL ENGELLERİZ?

(Okuma Süresi: 6 Dakika)

Bugün Google’ın bizi her an izlediği gerçeği saklanmıyor ve herkes tarafından biliniyor.

Şahsi bilgilerimiz, davranışlarımız, hobilerimiz, gittiğimiz yerler, izlediğimiz şeyler ve hatta ailemiz ve sevdiklerimiz için internetten satın aldıklarımıza kadar her şey Google’ın veri merkezinde depolanıyor. Kısacası bizi herkesten iyi tanıyor Google.

“Bir ürüne para ödemiyorsanız ürün sizsiniz” sözü her şeyi özetliyor aslında.

Eminim ki çoğumuz için bu durumu oldukça sinir bozucu ve tedirgin edici. Peki izlenmemizi engellemenin yolları yok mu? Elbette var.

Bu yazımda Google’ın sizi izlemesini nasıl engelleyebileceğinizi madde madde anlatacağım.

Web Üzerinden

Google’ın sizi izleme alışkanlıklarını kontrol etmeye başlamak için en iyi yer, web üzerindeki Google Hesabınızdaki ‘Etkinlik Kontrolleri’ sayfasıdır (link: https://myaccount.google.com/activitycontrols)

Şu anda tarayıcınızda Google oturumunuz açık durumda ise bu link sizi doğrudan oraya yönlendirecektir. Google’ın size ait olduğu veriler altı bölüme ayrılmış durumda. Herhangi birindeki izlemeyi, ekranda gördüğünüz açma/ kapatma düğmelerini kullanarak kapatabilirsiniz.

En üstte yer alan iki bölüm (web ve uygulama etkinliği ve konum geçmişi) en önemli olanlar denebilir. Web ve uygulama etkinliği Chrome’a giriş yaparken web’de yaptığınız, Google’a giriş yaparken aradığınız ve Google’ın uygulamalarında yaptığınız her şeyi içeriyor.

Eğer Google günlüklerinin girdiği ayrıntı türünü görmek için Web ve Uygulama Etkinliği altındaki Etkinliği yönet bağlantısına tıklayınca ziyaret ettiğiniz web sayfalarını, yaptığınız web aramalarını ve Android telefonunuzda açtığınız uygulamaları göreceksiniz, ancak bu uygulamaların içinde yaptığınız şeyleri göremeyeceksiniz.

Eğer bu asistanın Google Asistan’dan Google Play Store’a kadar olan tüm uygulamalarını görmek istiyorsanız üst kısımda bulunan tarihe ve ürüne göre filtrele seçeneğini tıklayın. Bu arada aynı iletişim kutusu tarihe göre filtrelemenize de izin veriyor. Bir filtre uyguladığınızda, çöp kutusu simgesine tıklayarak eşleşen tüm girişleri silebilirsiniz. Bireysel girişler, girişin yanındaki üç noktaya tıkladıktan sonra Sil’i seçerek kayıttan silinebilir.

Her şeyi silmek için ise soldaki etkinliği sil bağlantısını seçmeniz gerekir. Daha sonra Tarih aralığı olarak Tüm zamanlar’ı ve Filtre olarak tüm ürünler’i seçebilir ve Google’ın bu Web ve Uygulama Etkinliği kategorisinde tuttuğu her şeyi silebilirsiniz.

Kısa süre önce uygulamaya konan bir diğer seçenek, Google’ın üç ay veya 18 aydan eski olan her şeyi otomatik olarak silmesi. Etkinlik listesinin üstündeki Otomatik olarak silmek için seç düğmesini tıklarsanız bu seçenekleri görebilirsiniz.

Telefonunuzdan büyük oranda veri toplayan ikinci bölüm olan Konum Geçmişi ise biraz daha farklı. Yine Google’ın sakladığı verileri görmek ve düzenlemek için Etkinliği yönet bağlantısını takip edebilirsiniz, ancak bu durumda kayıtlar haritada gösterilir; bulunduğunuz yerleri gösteren küçük kırmızı noktaları görebilir ve açılan menüyü kullanabilirsiniz.

Bu verileri Google kayıtlarından silmek için, sağ alt köşedeki çöp tenekesi simgesine tıklayın; bu, tek bir günü veya tüm konum geçmişinizi görüntülüyor olsanız görünecektir. Tek bir yeri kayıttan silmek için, yanındaki üç noktayı tıklayın ve durağı günden kaldır’ı seçin.

Cihazlar, Ses, YouTube ve Gmail

Faaliyet kontrollerindeki üçüncü kategori Cihaz Bilgisidir. Bu, Google hesabınıza bağladığınız telefonları ve tabletleri kapsar ve Web ve Uygulama Etkinliği altında daha önce taranmış cihazlarınızdaki bireysel etkinlikleri içermez. Buradan tek tek öğeler yerine, ‘’tümünü sil’’e tıklayarak tüm tarihi silebilirsiniz.

Ana listedeki dördüncü kategori Ses ve Ses Etkinliği. İşte telefonunuza ya da akıllı bir konuşmacıya söylenen tüm Google Assistant komutlarının saklandığı yer tam olarak burası. Etkinliği yönet’i tıkladığınızda, söylediğiniz her şeyin bir listesini ve hatta ses kaydını çalma seçeneğinin bir listesini alabilirsiniz. Kaydı silmek için kaydın yanındaki üç noktayı, tüm günü silmek için çöp kutusu simgesini veya bu kategorideki her şeyi bir kerede silmek için soldaki Bağlantıyı kullanarak etkinliği sil seçeneğini tıklayabilirsiniz.

Son iki bölüm Google’ın video platformunu kapsıyor ve açıklayıcı isimlere sahip: YouTube Arama Geçmişi ve YouTube İzleme Geçmişi. Her ikisi de Ses ve Ses Etkinliği ile aynı şekilde yapılandırılır; Etkinliği yönet’e tıklarsanız, etkinliği sil bağlantısıyla kayıtları birer birer, gün veya hep birlikte silme seçeneklerini göreceksiniz.

Tüm bunların yanı sıra, Google’ın sizi izlemesini geçici olarak durdurabilirsiniz; örneğin, YouTube’u kullanırken, Google Chrome’a giriş yapmazsanız veya Chrome’da arama yaparken ve gezinirken gizli mod kullanırsanız Google hesabınızdaki aktiviteleriniz gizli kalacaktır.

Bunlarla bitmiyor tabii ki; Google ayrıca, satın alımlarınızı, seyahatlerinizi, uçuşlarınızı ve yaklaşan faturalarınızı izlemek için Gmail mesajlarında sekmelerde bulunur.

Bu verilerin daha fazlasını burada görebilirsiniz veya oturum açtıysanız Google arama sayfasında arayabilirsiniz. “Satın alımlarım”, “uçuşlarım”, “seyahatlerim” veya “faturalarım” ı deneyin. Tüm bu veriler sizin Gmail hesabınızdan alınıyor.  

Genelde Google Asistanı aracılığıyla, uçuşunuz ertelendiğinde veya bir teslimat yapmak üzere olduğunda veya bir fatura geldiğinde Google’ın sizi uyarmasını sağlayan bir metod. Bunu engellemenin en etkili yolu, e-postaları Gmail hesabınızdan silmek; aksi takdirde servisi kullanmanın bir parçası olarak gelecektir.

Google’ın gözünde, en son satın aldıklarınızı veya yaklaşan uçuşlarınızı hızlı bir şekilde aramak isteyebilirsiniz, bu nedenle yararlı bir hizmet sunuyor diyebiliriz, ancak bilgileriniz olsa bile, yaşamınızın çoğunun kataloglanıp kaydedildiğini bilmek eminim ki birçoğumuza çok sinir bozucu geliyor.

Hedeflenen Reklamlar ve Mobil Cihazlarınız

Reklam konusuna gelirsek, Google’ın sizin için oluşturduğu reklam profilini görmek için bu linke https://adssettings.google.com/authenticated tıklayabilirsiniz. Yine oturum açmanız gerekecek. En üstte yaşınız, cinsiyetiniz ve Google’ın sizin ilgilendiğinizi düşündüğü pek çok konu var. Bunlardan herhangi birine tıklayın ve ilgilenmediğiniz konular için Kapat’ı seçin.

Reklam kişiselleştirmeyi tamamen iptal etmek için sayfanın üstündeki geçiş anahtarını kullanabilirsiniz. Fakat bunun, gördüğünüz reklam sayısını azaltmayacağını ve Google’ın size topladığı veri miktarını etkilemeyeceğini hatırlatmakta fayda var. Ancak en azından Google’ın ikisini birbirine bağlamasını engelliyor. Web’de yine aynı sayıda reklam görürsünüz, bunu yaptığınızda sadece Google’ın reklamları kişiselleştirmesini azaltmış oluyorsunuz.

Cep telefonlarına gelecek olursak, Google’ın burada topladığı ana veriler konumunuz etrafındadır, ancak açıkça web üzerinden olduğu gibi uygulamaları (Gmail, Google Dokümanlar, Google Haritalar) da izlemenizi sağlar.

Android’de, Ayarlar’ı açıp ardından bazı veri izleme seçeneklerini değiştirmek için Google’ı seçebilirsiniz. Akıllı telefonunuzdaki sayfalara ulaşmak için Google Hesabı’na gelin; Özel olarak telefonunuzdaki kişiselleştirilmiş reklamlardan çıkmak için ‘Reklamlar’ öğesine tıklayın veya Google Asistan’ın size neler sunduğunu görmek için Ara, Asistan ve Ses öğesine tıklayın. Burada da satın alımların ve rezervasyonların görünmesini bekleyin.

Kullanmakta olduğunuz Android cihazınızda konum izlemeyi tamamen kapatmak için menüden Konum’a tıklayın. Bunu uygulama bazında kısıtlamak istiyorsanız, Uygulamalar ve bildirimler, ardından Gelişmiş ve ardından Uygulama izinleri bölümüne gidin. Buradan, hangi uygulamaların konumunuza, kameranıza, kişilerinize ve daha fazlasına erişebileceğini belirleyebilirsiniz.

IOS üzerinden Google’ın işletim sisteminize beklediğiniz kadar derin etkileri yok. IOS için Google uygulamasını açın, sağ alttaki üç noktaya tıklayın ve ardından Gizlilik ve Güvenlik’i seçin…Bu şekilde Google’ın bu cihazdaki konumunuzu izlemesini durdurabilirsiniz.

Uygulama bazında yapmak için ana IOS Ayarları ekranına gidin, ardından Gizlilik ve Konum Servisleri’ni seçin ve aradığınız uygulamayı bulun. Her uygulamaya, konumunuza ulaşmaya yalnızca ‘uygulama kullanılırken’ veya ‘hiçbir zaman’ izin verme seçenekleri var.

Masaüstünde olduğu gibi, Google’ın mobil cihazınızda Chrome’da gizli bir pencere açarak veya tamamen farklı bir tarayıcı kullanarak tarama ve arama işlemlerinizi izlemesini geçici olarak durdurabilirsiniz. Google’ın nerede olduğunuzu bilmesini istemiyorsanız bunu engellemenin bir diğer yolu zor da olsa telefonunuzu tamamen kapatmak.

Artık Elektrikli Araçlara Sahip Olmak İçten Yanmalılardan Daha Ucuz!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Elektrikli otomobiller global pazarı neden ele geçiriyorlar biliyor musunuz?

Hayır ne yazık ki sebep insanların bir anda çevre bilinçlerinin yükselmesi değil. 

Belki Norveç ve Hollanda gibi ülkelerde tüketicilerin çevre bilinci önemli bir rol oynuyordur. Ama küresel dönüşümdeki esas mesele ekonomik. Yani para!

Özellikle teşviklerin uygulandığı yerlere elektrikli otomobil sahipliği, içten yanmalı oto sahipliğinden daha hesaplı hale gelmiş durumda.

Ark Invest’in yaptığı araştırmaya göre ABD’de içten yanmalı motorlu binek araba sahipliğinin maliyeti mil başına 70 sent.  Tesla 3’de bu maliyet 49 sente düşmüş durumda.

Aradaki bu büyük farkın sebepleri arasında enerji tasarrufu ve bakım giderlerinin düşüklüğü büyük önem taşıyor. 

Mevcut durumda teşviklerin de bir rolü var elbette. Ama pil maliyetleri  bugünkü hızıyla aşağıya inmeye devam ederse, teşviklere de gerek kalmayacak birkaç yıl içinde.

Bu arada üretilen elekrikli otomobillerin sayısı arttıkça arabaların kendileri de ucuzlamaya devam ediyor. 

Şu anda en düşük donanımlı Tesla’ların fiyatları 35.000 Dolara kadar inmiş durumda ve tahminlere göre yakın zamanda daha ucuz arabalar da gerçekleşiyor.

Evet, büyük bir devrim tam gözlerimizin önünde gerçekleşiyor.

Siz de bu devrimi benim kadar heyecan verici buluyor musunuz?

Apple Artık Bir Hizmet Şirketi

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Apple geçen yıl yaşadığı şirket değeri kaybının büyük bir kısmını telafi etti ve yeniden dünyanın en değerli firması haline geldi.

Yaşanan kaybın nedeni Apple’in cep telefonu satış adetlerini artık açıklamamasıydı. Yatırımcılar bunu satışların yavaşlaması olarak yorumlayınca olanlar olmuştu.

Aslında şu anda da IPhone satışlarında bir artış emaresi yok. Tam tersine, özellikle Çin’li Huawei ve Xiaomi gibi agresif rakiplerin güçlenmesi IPhone satışlarını yavaşlatıyorlar.

Read more

Yapay Zeka ile Resim Çizin

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Benim gibi çizim özürlülerini bile ressam yapabilecek yeni yazılımın adı GauGAN.

Çip üreticisi Nvdia tarafından geliştirilen bu büyüleyici yazılım, yapay zekanın yardımıyla en basit çizimlerinizi bile muazzam resimlere dönüştürebiliyor.

Ve bunu sadece saniyeler içinde yapıyor.

Yazılım kullanımını ve işleyişini şu videodan izleyebilirsiniz.

GauGAN’ın sinir ağını (neural network) eğitmek için 1 milyon kadar Flickr Creative Common arşiv fotoğrafından yararlanılmış. Bu sayede GauGAN doğadaki objeler hakkında geniş bir bilgiye sahip olmuş.

Şirket GauGAN’ın yüzbinlerce objenin diğer objeler ve koşullarla etkileşimini de öğrendiğini söylüyor.

Mesela GauGAN üzerinde iklimi sonbahara dönüştürürseniz ağaçların yaprakları da dökülüyor.

Yapay zeka döneminin MS Paint’i olarak düşünebileceğiniz bu büyüleyici yazılım hakkında daha çok bilgi şu linkte.

Nasıl, siz de benim kadar hayran kaldınız mı?

Uzay Kolonizasyonu

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Sanırım uzay kolonizasyonu deyince pek çoğunuzun kafasında bilim kurgu filmleri canlanıyordur.

Hani şu dünya dışı gezegenlerin üzerinde kurulan müthiş uygarlıkların olduğu filmlerden bahsediyorum. 

Ama uzay kolonizasyonu artık sadece bilimkurgu filmlerine malzeme veren hayali bir konu değil. 

Pek çok devlet ve girişimci bu alana ciddi yatırım yapıyor, uzun yıllara yayılan stratejik programlar geliştiriyorlar.

Önce Ay veya Mars’ta koloniler kuracağımıza inananların sayısı hayli fazla. 

Evrende kolonileşmemize uygun koşullara sahip başka gezegenler arayanların sayısı da hiç az değil. 

Bazı devletler ve girişimciler bu işe ciddi şekilde kafa yoruyor ve yatırımlar yapıyorlar.

Read more

Elektrikli Otomobiller İşsizlik Yaratacaklar

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Morgan Stanley analisti Adam Jonas elektrikli otomobillerin, 100 yıllık geleneksel otomotiv sektöründe gelecek 5 yılda 3 milyona yakın insanın işe mal olacağını öne sürdü.

Jonas’a göre Elon Musk’ın Tesla’sı ya da yeni oyuncu Rivian gibi elektrikli otomobil üreticileri, gelenseksel markaların iş gücünde büyük değişime yol açacaklar.

Morgan Stanley analisti, küresel otomobil tedarik zincirinin yaklaşık 11 Milyon kişiyi istihdam ettiğini, elektrikli otomobillerin %30 daha az iş gücü gerektirmesinden dolayı bu insanların 3 milyonunun işsiz kalabileceğini söylüyor.

Read more

Derin Öğrenmenin Ekonomik Büyüklüğü

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Teknolojinin yıkıcı gücü konusunda yazıp çizen çok var.

Ama bazen grafiklerin gücünden yararlanmak yıkımın büyüklüğü konusunda daha net bir fikir verebiliyor.

PC devriminin yarattığı şirketlerin (Örneğin Microsoft, Apple vb.) piyasa değeri bugün itibarı ile 4 Trilyon Dolar civarında.

İkinci kuşak teknoloji devrimi olan internet şirketlerinin (Google, Facebook, Amazon vb.) bugün itibarı ile ulaştığı piyasa değeri ise 10 Trilyon Dolara erişmiş durumda.

Esas büyük değer dönüşümü ise yapay zeka, makine öğrenmesi ve derin öğrenme gibi teknolojileri kullanan şirketlerin mevcut tüm iş alanlarına saldırması ile gerçekleşecek.

Bu dalgada yaratılacak değerin 2038’e kadar 30 trilyon Doları bulacağı tahmin ediliyor.

Ülkemizin, şirketlerimizin ve insanlarımızın bu radikal dönüşüme ne kadar hazır olduğunu düşünmeyi size bırakıyorum.

Ama gerçekten düşünmenizde büyük fayda var.

Otonom Taksi Hizmetlerinin Değeri 7 Trilyon Dolara Ulaşacak

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Tüketici açısından bakınca sanırım dünyanın en gelişime kapalı endüstrisi otomotiv.

Yukarıdaki tablo 1 millik bir yolculuğun kişi başı maliyetinin yıllar içinde çeşitli araçlarda yaşadığı değişimi gösteriyor (enflasyondan arındırılmış).

At arabasından otomobile geçtiğimizde yaşanan değişimden beri, yani neredeyse 100 yıldır, rakam 0.70 dolarda çakılmış kalmış.

Başka hiç bir endüstride bu kadar tüketici aleyhine çalışan bir süreç olduğunu sanmıyorum.

Devamını Oku

Yapay Zeka Artık Makale ve Kurgu Eser Yazabiliyor

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Yapay zekanın ulaştığı seviyeyi gösteren en tedirgin edici örneklerden birisi arkasında Elon Musk, Reid Hoffman ve Sam Altman gibi girişimcilerin bulunduğu OpenAI isimli araştırma kuruluşunun geliştirdiği “GPT2” isimli yeni modelin yazı yazma yeteneği.

Yukarıdaki videoda görülen ilk örnekte, Brexit’in İngiltere ekonomisine 80 Milyar Dolara mal olduğu haberi sisteme girildikten sonraki tüm yazıları GPT2 platformu kendisi üretiyor.

İkinci ve bence daha da acayip olan örnekteyse Jane Austen’in “Gurur ve Önyargı” adlı ünlü eserinin ilk satırını girdikten sonrasını yapay zeka yazıyor.

Yani yani yapay zeka kurgu yazarlığı da yapabiliyor. 

İşin ilginci GPT2 çok da bilinmeyen yeni bir teknoloji keşfetmiş değil. O sadece uzun yıllardır elimizde olan bir Text Generator sadece. 

Ama daha önceki örneklerinden çok daha fazla veri ile beslenmiş bir Text Generator (40 GB yani 35,000 Moby Dick uzunluğunda veri).

OpenAI’ın kurucuları bile bu gelişmeyi o kadar ürkünç bulmuşlar ki, teknolojisini şimdilik halka açmak istemiyorlar bu arada. 

Daha detaylı bir makaleye şuradan ulaşabilirsiniz: https://www.theguardian.com/technology/2019/feb/14/elon-musk-backed-ai-writes-convincing-news-fiction

Siz de benim kadar ürktünüz mü?

Gelecek Kulaklarımızda

(Okuma Süresi: 2 Dakika)Son yıllarda cep telefonlarında heyecan verici neredeyse hiç bir gelişim yaşanmazken, kulaklıklarımız inanılmaz bir değişim içindeler.

Kulaklıkların ses kalitesinde ki artış ve bluetooth teknolojisi sayesinde hızla kablo derdinden kurtulmaları elbette hepinizin dikkatini çekiyor.

Ama asıl büyük gelişim, kulaklıkların artık sadece bir ses aktarımı aracı olmaktan çıkıp, kendi başlarına akıllı birer cihaza dönüşmeleri ve hayatlarımızı kolaylaştıracak yepyeni özellikler kazanmalarında. Read more

Maliyet Eğrileri ile Değişimi Tahmin Etmek

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)Büyük değişimleri teknolojik atılımlar tetiklerler.

Ama değişim yavaş başlar.

Teknolojik devrimlerin önce çok ağır ama sonra ivmelenen yolculukları olur. Çünkü yeni teknolojilerin yüksek maliyet yapıları vardır.

Ancak zaman içinde teknolojinin gelişimi ve yeni girişimcilerin yaratıcı fikirleri ile daha düşük maliyetler yakalanır.

Örneğin genom düzenleme teknolojilerinde son yıllarda ortaya çıkan hızlı atılımın temel nedeni çok güçlenen bilgisayarlar sayesinde DNA dizilemenin gittikçe ucuzlamasıdır.

İlk DNA dizileme çalışması bilgisayarların 13 yıllık işletim gücüne ve 3.7 milyar dolara mal olmuş. Aynı işlem bugünün çok daha güçlü bilgisayarlar ile 1.000 dolara yapılabiliyor.

Sadece 10 yıl önce tek bir insanın DNA dizilimini yapmak 100 milyon dolara mal oluyordu. Yakında bu 100 dolara inecek. 2016’da 700.000 kişinin DNA’sı dizilenmiş ve bir önceki yıla göre %200’lük bir büyüme yakalanmış.

DNA dizileminin ucuzlaması ile birlikte Genom Editasyonu gibi yeni endüstrilerin de hızlanması bekleniyor.

Kısacası yeni bir teknolojinin ivmelenerek düşen bir maliyet eğrisi varsa, onun dünyayı değiştirecek bir sonraki atılım olduğu bahsine girebilirsiniz.

Bir sonraki devrimsel değişimi yakalamanız için ipuçları vermeye devam edeceğim.

Büyük Değişimleri Neden Çok Geç Anlıyoruz?

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)Büyük Değişimleri Neden Çok Geç Anlıyoruz?

İster kariyerini yönlendirmeye çalışan bir iş insanı, ister en hızlı büyüme fırsatlarını araştıran bir yatırımcı, ister çocuklarının geleceği için endişelenen bir ebeveyn olun… dünyayı ne gibi köklü değişimlerin beklediğini bilmeyi çok isterseniz.

Ama çoğumuz değişimleri erken yakalamakta pek beceriksizizdir.

Beceriksizliğimizin temelinde radarlarımızı yeterince açmaMAmız yatar. İnternetin ve sosyal medyanın emrimize sunduğu bunca imkana rağmen gelecek hakkında okumuyor, onu anlamaya ve yorumlamaya çalışmıyorsanız hiç şansınız olmaz elbette.

Ama çalışkan bir öğrenciyseniz bile değişimleri gözden kaçırabilirsiniz.

Çünkü büyük değişimlerin ilk belirtileri çok fludur.

Değişimi tetikleyen inovatörler de pek sakar gözükürler.

Devrimci ürünlerin ilk versiyonları çok dandik gözükürler. Ve maliyetleri de çok yüksektir.

Onları destekleyen ekosistem henüz kurulmamıştır ve pazarları da ihmal edilebilecek kadar küçüktür.

Büyük değişimleri gözden kaçırmanız doğaldır bütün bu nedenlerle. Aslında büyük değişimleri erken yakalamak nadir ve çok değerli bir beceridir.

Bu haftaki yazılarımda bu konuyu ele almaya, size büyük değişimleri tahmin etmek konusunda bazı temel yöntemler göstermeye çalışacağım.

Ne dersiniz, ilginizi çeker mi?