+905325441237
bora@ozkent.co

Haddini Aş Hikayeleri 36: Mahatma Gandhi

Geleceği Kavrayın, Dönüşümü Yönetin, Sınırlarınızı Yıkın, Haddinizi Aşın!

(Okuma Süresi: 5 Dakika)

Gandhi diyor ki: “Bizi yok edecekler şunlardır: İlkesiz siyaset; vicdanı sollayan eğlence; çalışmadan zenginlik; bilgili ama karaktersiz insanlar; ahlâktan yoksun bir iş dünyası; insan sevgisini alt plana itmiş bilim; özveriden yoksun bir din anlayışı…”

Bu hafta Gandhi’yi anlatmak istedim, çünkü şu günlerde dünyaya ve hayata karşı umudunu kaybeden çok insan var biliyorum. Çabalamaktan vazgeçen, inancını yitiren çok insan var.

Gandhi’yi anlatmak istedim, çünkü onun yaşamının ve yaşama bakış açısının size umudun ve azmin gücünü bir kez daha hatırlatacağına inanıyorum.

Gençliği ve Eğitim Hayatı

2 Ekim 1869 yılında Hindistan’ın Porbandar bölgesinde dünyaya geliyor Gandhi. Babası Porbandar’ın başveziri, annesi ise babasının dördüncü eşi ve dindar bir Hindu idi.

13 yaşına geldiğine ailesinin isteği üzerine Kasturba Makhanji evleniyor.

”Henüz on üç yaşımdayken evlendiğimi yazmak benim için acı verici bir şey. Yaşıtlarım arasında evlilik kaygısında olan ben, kendime acıyor ve diğerlerini, böyle bir şeyin dışında kaldıkları için tebrik ediyordum.”

18 yaşına geldiğinde ise hukuk okumak için University College London’a başlıyor. Buradaki eğitimini tamamladıktan sonra Hindistan’a dönüyor, ancak burada mesleğinde, yani avukatlıkta başarı sergileyemiyor. Bir süre lise öğretmenliği yapıyor. Ardından Rajkot’a dönerek arzuhalcilik (belli bir ücret karşılığında mektup, dilekçe vs. yazan kişi) yapıyor. Bir Britanya subayı ile yaşadığı anlaşmazlık sonunda bu işine de son vererek Güney Afrika’ya taşınıp burada işe başlıyor.

Hayatının Dönüm Noktası

Güney Afrika’da çok fazla ayrımcı davranışa maruz kalıyor Gandhi. Buradayken yaşadıkları dünya görüşünün, hayata karşı duruşunun iyice netleşmesini sağlayacaktı.

Hayal edin, yolculuk ettiğiniz sırada trenden atılıyorsunuz. Yolunuza at arabasıyla devam etmeye karar vermişken, bu sefer de at arabanın sürücüsü, size tekerleğin üzerinde yolculuk yapmanızı söylüyor. Neden? diye soruyor, kabul etmiyorsunuz. Avrupalı bir yolcuya ayrılacağını söylüyor. O da yetmiyor bir sürü hakarete, küçük düşürücü laflara maruz kalıyorsunuz. Siz olsanız ne yapardınız? Gandhi hayatını özgürlüğe, kötülüğe, şiddete ve nefrete karşı savaşmaya adamaya karar veriyor.

Gelecek, bugün ne yaptığınıza göre şekillenir.

Mücadele ile Geçen Bir Yaşam

Gandhi tüm yaşadıklarından sonra, ilk önce Hintlilerin oy kullanmasına izin vermeyen yasa ile savaşmaya başlıyor. Yasanın iptal edilmesini sağlayamasa da Güney Afrika’daki Hintlilerin sorunlarını duyurmuş oluyor. 

1894 yılında Natal Hint Kongresi’ni kuruyor ve Güney Afrika’da yaşamakta olan Hintlileri bu çatı altında topluyor.

1906 senesinde, hükümetin Hint nüfusunu zorla kayıt altına alan bir yasayı kabul etmesi üzerine Gandhi bu yasa ile 7 yıl boyunca mücadele ediyor. Aç kalma, kayıt olmayı reddetme, kayıt kartlarını yırtma gibi eylemlerle sürdürüyor mücadelesini. Gandhi hayatı boyunca eylemlerinin hiçbirinde şiddete başvurmuyor.

Şiddet göstermeme, inancımın birinci maddesidir. Aynı zamanda o, benim itikatımın da son maddesidir.

Bu eylemleri yüzünden Gandhi ve arkadaşları hapse atılıyor, kırbaçlanıyor, türlü işkencelere maruz kalıyor.

Aynı yıl Zuluların iki Britanya subayını öldürmesi ve Britanya’nın Zululara savaş açması üzerine, Gandhi Hintlilerin de bir sağlık birliği olarak savaşa alınması için çabalıyor. Britanyalılar başta kabul etmese de sonrasında savaş meydanlarında sedye taşıma görevini veriyorlar. Sınıf farkı gözetmeyen, insanların sağlığı için savaşan, 23 kişiden oluşan bir Hint birliği… Bu Gandhi için büyük bir başarıydı.

1915 yılında Hindistan’a dönüyor ve burada yoksullukla mücadele etmeye başlıyor. Yiyecek yemeği zor bulan, sağlıksız, ümitsiz, Britanyalılar tarafından ağır vergilere bağlanmış köy halkına yardım etmek için bir aşram (Orman içinde, huzurlu yaşam alanları) kuruyor, burada yeni okul, hastane dahi yaptırıyor ve köylülerin burada yaşamalarını sağlıyor.

Kısa bir süre sonra Gandhi tutuklanıyor. Ancak onu çok seven yüzbinlerce insan Gandhi’nin serbest kalması için protestolar düzenliyorlar. Eylemler işe yarıyor ve yeniden özgürlüğüne kavuşuyor Gandhi.

1921 yılıda Gandhi’ye Hindistan Ulusal Kongresinin yürütme yetkisi veriliyor. Bu göreve geldiğinde ilk işi Hint halkına ülkenin bağımsızlığı için çok önemli bir adım olan Swadeshi ilkesini benimsetmek oluyor. Yani yabancı malları kullanmayacak, kendi yerli mallarını üreteceklerdi. Bu ilke zaman geçtikçe hemen her alanda kullanılmaya başlansa da bir süre sonra şiddetli bir çatışmaya neden oluyor. Şiddet olaylarından sonra diğer çalışmalarının boşa gideceği endişesi ile Gandhi Swadeshi ilkesine son verdirme kararı alıyor. Yine de 10 Mart 1922’de tutuklanıyor ve 2 yıl hapishanede kalıyor ve bu 2 yıl içerisinde Hindistan Ulusal Kongresi ikiye bölünüyor.

Hindistan’ın Bağımsızlığa Kavuşmasında Gandhi’nin Rolü

Hindistan’ın bağımsızlık hareketinin siyasi ve ruhani lideridir Gandhi. “Düşmanla savaşarak değil, düşmanı değiştirerek başarıya ulaşma” amacı taşıyan, kötülüğe ve şiddete karşı durmayı savunan Satyagraha felsefesinin öncüsüdür. İşte bu felsefe ile Gandhi, Hindistan’ı bağımsızlığına kavuşturmayı başarmıştır.

“Şiddet karşıtlığının ürettiği güç kesinlikle insan yeteneğinin icat ettiği tüm silahların gücünden üstündür.”

2. Dünya Savaşı başladığında şiddete katılmayan manevi destek çağrısı yapan Gandhi’nin tutumu kongre üyeleri tarafından olumlu karşılanmıyor. Ardından Hindistan’a demokrasi verilmezken savaşa katılmayacaklarını söylüyor. Savaş ilerliyor, ama Gandhi kararından asla geri adım atmıyor. Sonunda Britanyalılara ”Hindistan’ı terk edin” çağrısında bulunuyor. Bu çağrısı yine birçok kesim tarafından eleştiriliyor.

“Dünyanın bütün toprakları bir tek insanın kanını akıtmaya değmez.”

Britanya, toplu tutuklamalara ve şiddet içeren eylemlere başvuruyor ve Gandhi’nin de içinde olduğu binlerce insan tutukluyorlar.

1944’te, savaş sona erdiğinde hem Gandhi özgürlüğüne kavuşuyor hem de Britanya hükümeti, yönetimin Hintlere verileceğini duyuruyor.

Savaşın ardından yürütülen bağımsızlık müzakereleri sırasında ülkedeki Hint ve Müslümanlar arasında gerçekleşen iç savaş Gandhi’nin tüm çabalarına rağmen engellenemiyor ve bu iç savaş sonucundan ülke Hindistan ve Pakistan olarak ikiye bölünüyor.

“Müslümanlara ve Hindulara dünyadaki tek şeytanın kalbimizde dolaştığını kanıtlayacağım ve tüm savaşlarımızın orada yapılması gerektiğini.”

Tüm yaşamını iyiliğe ve adalete adayan, tüm insanlığı kucaklayan Gandhi, 30 Ocak 1948’de bir suikaste kurban giderek hayata veda ediyor.

Gandhi’den Hayata Dair Sözler

Söylediklerinize dikkat edin, düşüncelere dönüşür. Düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür. duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür. Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür. Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür. Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür. Karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür.

Umutsuzluğa düştüğümde tarih boyunca doğruluk ve sevginin her zaman kazandığını hatırlarım. Tiranlar ve katiller olmuştur, hatta bir süre yenilmez sanılmışlardır ancak sonunda her zaman kaybederler, düşün bir her zaman.

Dünya herkesin ihtiyacını karşılayacak kadar zengindir, hırsını karşılayacak kadar değil.

Basit yaşa ki başkaları da var olabilsin.

Barışa giden yol yoktur, barışın kendisi bir yoldur!

Dünya, herkesi doyuracak kadar kaynağa sahiptir. Ama herkesin açgözlülüğünü doyuracak kadarına değil.

Gerçek zenginlik sağlıktır, gümüş veya altın değil.

Dünyada görmeyi istediğiniz değişimin kendisi olunuz.

Bir Cevap Yazın