+905325441237
bora@ozkent.co

Haddini Aş Hikayeleri 50: Arthur Schopenhauer

Geleceği Kavrayın, Dönüşümü Yönetin, Sınırlarınızı Yıkın, Haddinizi Aşın!

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

“Her gün küçük bir yaşamdır; her uyanış küçük bir doğum, her sabah küçük bir gençlik ve her uyku küçük bir ölümdür.”

Gelmiş geçmiş en dobra, en sert ve en haklı filozoflardan biri olan Arthur Schopenhauer’a ait bu sözler. 

Albert Einstein, Tolstoy, Nietzsche, Freud gibi isimleri derinden etkilemiş, yazdıklarını okuduğunuzda, hayata aynı pencereden bakmayacağınız bir insan o. 

Gelin Schopenhauer nasıl bir hayat sürmüş, nasıl fikirler ortaya atmış, nasıl sözler söylemiş bakalım. 

Arthur Schopenhauer Kimdir? 

22 Şubat 1788’de Danzig’de dünyaya gelen Schopenhauer’in babası Heinrich tüccar, annesi Johanna ise edebiyatçıydı. 

Babasının fazlasıyla kıskanç, annesinin ise bencil ve özgürlüğüne düşkün bir kadın olmasından kaynaklı ailedeki sürekli bir çekişme hali ve huzursuzluk ortamı, Arthur’u derinden etkiler. 

Babası tıpkı kendisi gibi başarılı bir tüccar olmasını istediğinden, Arthur küçük yaşta iş hayatına atılır. Ancak tüccarlığın hiç de ona göre bir meslek olmadığını henüz 15 yaşındayken anlar.

Onun tutkusu felsefe ve edebiyataydı. Okumayı, araştırmayı, yazmayı her şeyden çok seviyordu. 

Yine de babası onun bu yönelimlerini görmezden gelir ve 1804’te Hamburglu ünlü bir tüccar olan Senatör Jenisch’in yanında çıraklığa başlar Arthur. 

1805 yılında Arthur, hayatını derinden etkileyecek ve hayatının yönünü değiştirecek acı bir olay yaşar; babası depolarının üst katındaki bie pencereden atlayarak intihar eder. 

Duygusal olarak çöker, uzun bir süre babasının yasını tutar. 

Hayat bir sarkaç gibi bir o yana bir bu yana, ızdıraptan can sıkıntısına salınıp durur.

Arthur Schopenhauer

Bir süre sonra Weimar’ a taşınırlar. 1809 yılında Göttingen Üniversitesi Tıp Fakültesine kayıt yaptırır ancak felsefeye olan ilgisi ağır bastığından, tıp eğitimi görmekten vazgeçerek Berlin Üniversitesi’nde felsefe eğitimi almaya başlar. 

En çok etkilendiği düşünürler Kant ve Platondur. 

1813 yılında ‘’Yeter Sebep İlkesinin Dört Farklı Kökü Üzerine’’ konulu tezi ile Jena Üniversitesi’nde doktora derecesi alır.

Arthur, annesinin onu tebrik etmesini beklerken, annesi kitabın şifalı otlarla ilgilenenler için yazılmış olduğunu söyleyerek alay eder. Annesinden bir türlü destek görememesi onu derinden üzse de çalışmalarına devam eder.

1818 yılında, gelecekte çok satacak ve klasik haline gelecek, ancak o dönem hiç satmayan eseri ”İstenç ve Tasarım Olarak Dünya” yayımlanır. 

Hatta kitabın önsözüne şu satırları bırakır Arthur: 

“Tamamladığım bu yapıtı çağdaşlarıma ya da vatandaşlarıma değil, bütün insanlığa bırakıyorum. Yapıtımın değeri çok sonra anlaşılacaktır; hangi biçimde sunulursa sunulsun iyinin kaçınılmaz kaderi budur.” 

1820 yılında Berlin Üniversitesi’nde doçent olur Arthur ve ilk dersine sadece 5 öğrenci katılır. 

Aynı yıl Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar’ı yazar.

İnsan sadece yalnız olabildiği sürece, bütünüyle kendisi olur: Demek ki, yalnızlığı sevmeyen özgürlüğü de sevmez; çünkü insan ancak yalnız olduğunda özgürdür.

Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar

Yine aynı dönemde19 yaşındaki şarkıcı Caroline Richter Medon’a aşık olur. İkilinin ilişkisi 10 yıl kadar sürse de hiçbir zaman evlenmeyi istemez Arthur. 

Evlenmek, iki kişinin birbirleri için iğrenç birer nesneye dönüşmelerini sağlamak üzere mümkün olan ne varsa yapmaktır.

Arthur Schopenhauer

1831 yılındaki kolera salgınından Frankfurt’a gideceği zaman Caroline’nin başka birisinden olan çocuğunu bırakıp kendisiyle gelmesini ister, ancak Caroline kabul etmeyince bir daha görüşmezler.

Kendine yetmek, kısacası kendi olmak kuşkusuz mutluluğumuz için en yararlı niteliktir.

Arthur Schopenhauer

1836’da yayımlanan ‘’Doğadaki İrade Üzerine’’ eserinde istenç teorisini geliştirir.

Arthur’a göre, bu acı dolu hayatta kaçınmanın tek yolu vardır: İstencimizi öldürmek. 

İstenç, yani bilinçdışı gerçekler, bilincin altında bastırılmış bir şekilde bulunuyor. İstencin doyumsuz bir hayati güç olduğunu ve her tür duygu durumunu istenç kavramıyla açıklayabiliyor.

İstenç tehlikelidir, çünkü aklın denetiminde değildir. Anlık tatminlerle insanı hiçbir zaman dışına çıkamayacağı bir bıkkınlık ve acı döngüsüne sokar. 

İşte tüm bunlar Arthur’u dünyevi şeylerden el çekmeye, diğer insanlara yardım etmeye, mutluluğu arttırmayı değil, acıları olabildiğince azaltmayı amaç edinen bir yaşam tarzına iter. Ve tüm insanlığa da bunu önerir. 

Mutlu bir hayat olanaksızdır, insanın başarabileceği en iyi şey kahramanca bir hayattır.

Arthur Schopenhauer

Arthur, müziğe çok önem veren bir filozof olmasıyla da tanınır. Bunu hem yaşantısına hem yazılarına yansıtır. Çünkü insanın, varolmanın acısından müzikle kurtulabileceğine inanır. Bu yüzden müziği diğer sanat dallarından ayrı tutar hep. 

1850 yılında yayımlanan ‘’Yunancadan “geride kalan ve tamamlayıcı çalışma’’ eseri hiç beklenmedik biçimde çok satar ve Arthur ün kazanmaya başlar. 

Hayatının son zamanları dışında hakettiğine inandığı üne kavuşamayan Arthur, 21 Eylül 1860’da Frankfurt am Main’de yemek esnasında, karaciğer konjeksiyonundan hayata gözlerini yumar. 

En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ama bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez.

Arthur Schopenhauer

Bir Cevap Yazın