+905325441237
bora@ozkent.co

Haddini Aş Hikayeleri 52: Coco Chanel

Geleceği Kavrayın, Dönüşümü Yönetin, Sınırlarınızı Yıkın, Haddinizi Aşın!

(Okuma Süresi: 3 Dakika)

Şu an size desem ki: ‘’Hayallerinizin, inandığınız şeyin peşine düşün. İçinde bulunduğunuz durumun hiçbir önemi yok, çok çalışırsanız, pes etmezseniz, inanırsanız başaramayacağınız şey yok. İstediğiniz her şeyi elde edebilirsiniz. Yeter ki çıkın yola!’’

Birçoğunuz der ki: ‘’O işler öyle değil, ayrıca bıktık bu içi boş cümlelerden.’’

Ama bitmedi, devamı var, kanıtlayacağım.

Kanıtım ne mi? Yetimhaneden çıkıp hayallerinin peşine düşen, dönemin belli kurallarını elinin tersiyle iten ve bir dünya markası yaratan, birçok insanın idolü haline gelen Coco Chanel’in hikayesi.

Hadi başlayalım. 

19 Ağustos 1883’te Fransa’nın Saumur bölgesinde dünyaya geliyor. Gerçek adı Gabrielle Bonheur Chanel’di ve 2 erkek 2 kız kardeşi vardı.

Annesi bir çamaşır yıkayıcısıydı, babası ise at arabası ile pazarları gezen bir satış yapıyordu. 

Babasının annesini aldatması üzerine annesi Coco henüz 12 yaşındayken intihar ediyor. Bunun üzerine babası onu ve kardeşlerini yetimhaneye bırakıp bir daha geri dönmüyor. 

Yetimhanede büyüyor Chanel anlayacağınız. Burada gönüllü olarak çalışan rahibelerden dikiş dikmeyi öğreniyor.

18 yaşına geldiğinde kardeşleriyle birlikte yetimhaneden ayrılarak yalnızca katolik kızların kaldığı bir eve yerleşiyor.

Bir dönem şarkıcılık yapan Chanel, çıktığı klüplerde söylediği bir şarkıdan gelen ‘’Coco’’ takma adını kullanıyor.

Dikiş dikme yeteneğini iyice geliştiren Chanel, arkadaşları için şapkalar dikiyor ve çok beğeniliyor. Bir dönem çeşitli mağazalarda terzi çırağı olarak çalışıyor. 1908 yılında ise ilk şapkasını tasarlıyor ve 1 sene sonra bu şapkaları bir apartmanın zemin katında satmaya başlıyor.

Kendi tasarımı olan şapkalar çok beğeniliyor ve epey satış yapıyor Chanel. İşte bu dönem ona neyin keyif verdiğini, gelecekte ne yapmak istediğine karar veriyor: Moda tasarımcısı olmak. 

Moda geçer, stil kalır.

Coco Chanel

Paris’te tanıştığı Arthur Capel adında iş adamı, Chanel’in dükkan açmasına yardımcı oluyor. 

O dönemler kadınların kabarık elbiseler giyip, vücutları sımsıkı saran korseler taktığı bir dönemdi. Chanel, rahat ve kolay kadın giyimleri üzerine yapıyor tasarımlarını. Kadınlara hareket özgürlüğü sağlamak istiyor. 

Bunun üzerine rahat erkek kıyafetlerini alıp feminen tarzda yorumlamaya başlıyor. Kadınlara özel iş elbiseleri tasarlıyor. Siyah rengin tercih edilmediği, matem rengi olarak görüldüğü dönemde siyah elbiseler tasarlıyor ve bu rengi de modaya kazandırıyor. Bu arada tasarım yaparken her zaman sadelikten yana oluyor. 

Sadelik, gerçek zarafetin ana düşüncesidir.

Coco Chanel

Tam anlamıyla moda dünyasında bir devrim yaratıyor Chanel. 

Yeri doldurulamaz olmak için her zaman farklı olmalısınız.

Coco Chanel

Birinci Dünya Savaşı sırasında diğer sektörler gibi moda sektörü de etkileniyor, insanların alım gücü iyice düşüyor.

Chanel bu dönemde kadınları sıcak tutacak modeller üzerinde çalışıyor. 

1915 yılında Chanel Markası çokça konuşulan bir marka haline geliyor. Bu yıllarda ilk kez ünlü dergilerde müşterilerin tercih ettiği markalar listesinde yer almayı başarıyor. 

1917 yılında öylesine ünlenmişti ki Chanel, 300’den fazla terzi çalıştırıyordu. 

1919 yılında Paris’te Chanel Moda Evini açıyor. Bu arada tasarımları sadece kıyafetle kalmıyor, kendi parfümü olan Chanel: No 5’i yaratıyor. 

1925 yılında Chanel’in ünü tüm Avrupa’ya yayılmış, elit kesime hitap eden ve idol olarak görülen bir modacı olmuştu.

1930’lu yılların başında Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev yapan subayların kıyafetlerinin yenilenmesini isteyen Mustafa Kemal Atatürk, Coco Chanel’in moda anlayışından ve yeteneğinden haberdardı. Bunun üzerine Chanel’dan Türk Silahlı Kuvvetleri subayları için kıyafet dikmesini istiyor ve olumlu yanıt alıyor. 1945 yılına kadar tüm subayların giydiği kıyafetler Chanel’in tasarımlarıdır. 

İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi ve yaşanan krizle çalışanlarını işten çıkarmak ve mağazaları kapatmak zorunda kalıyor. 

Güç, insanın başarısızlıklarıyla oluşur; başarılarıyla değil.

Coco Chanel

1945 yılında İsviçre’ye taşınıyor ve 1954 yılında tekrar Paris’e dönerek Moda Evi’ni tekrar açıyor. 

Döndüğü yıl, 70 yaşındaki Chanel yeni tasarımını sergiliyor ve yeniden tüm ilgiyi üzerine topluyor. 

10 Ocak 1971’de, Paris’te bulunan Hotel Ritz’deki dairesinde hayata gözlerini yumuyor Chanel.

Yaşadığı dönemin, özellikle kadınların önüne koyduğu engellere rağmen sınırları aştı, kuralları yıktı ve yepyeni bir tarz yarattı. Kendisi aramızda olmasa da yarattığı stil ve bakış açısı hala bizimle, yaşıyor.

Bir Cevap Yazın