+905325441237
bora@ozkent.co

Hız Kültüründe Kendinden Ödün Vermeden Yaşamak

Geleceği Kavrayın, Dönüşümü Yönetin, Sınırlarınızı Yıkın, Haddinizi Aşın!

(Okuma Süresi: 3 Dakika)

Hayatın akış hızı gittikçe daha da artıyor ve nereye gittiğimizi dahi bilmiyoruz.

Kendimizi yeni yeni trendlerin, teknolojilerin, fikirlerinin ortasında buluyoruz sürekli.

Peki böylesi bir dünyada kendimizden ödün vermeden yaşamak mümkün mü? Ya da ne kadar mümkün?

İçinde bulunduğumuz hız kültüründeki bize dayatılan kavramları sorgulayarak bu sorulara cevap bulmaya çalışalım mı?

Sürekli Pozitif Olmayı Bırakın, Biraz da Olumsuzluklara Odaklanın

İnsanların sürekli mutluluk arayışları, kendilerini her zaman mutlu hissetmek zorunda olduklarını sanmaları benim için doğru olmayan ve önünde sonunda insana zarar verecek bir davranış şekli.

Pozitif düşüncenin gücü diye bir şey elbette var, ancak kendimizi sürekli pozitif düşünceye zorlamak zorunda hissetmemeliyiz. Çünkü kültürümüz çok tehlikeli bir şey olduğuna ikna etmeye çalışsa da negatif düşüncelerin de insan üzerinde birçok faydası var.

Svend Brinkmann, ”Kişisel Gelişim Çılgınlığında Kendiniz Kalabilmek” kitabında bu konuyla ilgili şunları söylüyor:

1.Hayatınızın negatif yönlerine odaklanmak, özgürce düşünmenizi ve konuşmanızı sağlar.

2. Olumsuza odaklanmak, sorunlarla baş etmenin ilk adımıdır.

3.Başınıza gelebilecek ve önünde sonunda gelecek bütün olumsuz şeylere kafa yormak, şu an sürdüğünüz hayatın değerini daha iyi idrak etmenizi sağlar.

Stoacıların ”negatif görselleştirme” yöntemi tam da burada devreye giriyor. Şu alıştırmaları denememizi öneriyor:

– Sevdiğiniz bir şeyi/kişiyi kaybettiğinizi düşünün ve bunun, o şeyden/kişiden aldığınız hazzı arttırdığını göreceksiniz.

– Hepimizi yaşlanacağız, hastalanacağız ve öleceğiz. Bir gün hayata veda edeceğinizi düşündükçe, hayatın daha çok keyfini çıkarabilirsiniz.

Fani olduğunu hatırla.

”Hayır” Demek Güç Göstergesidir

Yalnızca robotlar her zaman evet der.

Svend Brinkmann

Sizden istenen her şeye ”evet” demenin sizi insanlar tarafından sevilen, kibar, cesur bir birey yaptığına inanıyor olabilirsiniz. Kısmen doğru da olabilir. Ancak bir ”evet” insanıysanız muhtemelen kendi hayatınızı yaşamıyorsunuz, dıştan kontrol ediliyorsunuz.

Kendinden ödün vermemekte ve belli değerleri o değerler uğruna desteklemekte ısrarcı olan ve dolayısıyla bu değerle tehdit altındayken hayır diyebilen bir birey, karakter sahibidir.

Svend Brinkmann

Duygularınızı Kontrol Altına Almayı Öğrenin

Gün içerisinde duygu durumlarımızı etkileyen çok sayıda dış etkene (internet, sosyal medya, televizyon) maruz kalıyoruz. Bu nedenle duygularımız, buna bağlı olarak istek ve arzularımız da sürekli değişime uğrayabiliyor.

Hayat öfkelenmek için çok kısadır. Huzurunuzu bozan ve kendiniz olarak kalmanızı engelleyen duyguları bastırmayı öğrenmeniz gerekir. Kendimizden ödün vermemenin ön koşulu, kolay kolay yoldan çıkmamaktır.

Svend Brinkmann

İç Sesi Dinlemeli Mi Dinlememeli Mi?

İçine dön, kendini dinle, kendini çözümle, kendini tanı… Çağımızın en çok kullanılan kavramlarından.

İçinize yeterince uzun süre bakarsanız, yani ne hissettiğiniz üzerine uzun uzadıya düşünür ve kendinizi bulmak için terapiden yararlanırsanız, orada esasında bir şey olmadığını fark ettiğiniz an depresyon çıkagelir.

Philip Cushman

Stoacı filozofların bu konuda yol gösterici bir takım uygulamaları mevcut.

Mesela önerilerden en belirginleri şu şekilde:

  1. Yapmak istemediğimiz bir şeyi yapmak: Bu bize gelecekte karşımıza çıkabilecek her tür zorlukla başa çıkabilme gücü kazandırıyor.
  2. Küçük ölçekte rahatsızlık yaşamak: Bu deneyimler gelecekteki talihsizliklerden duyulan korkuyu azaltıyor ve illa ki korkulacak şeyler olmadığını öğretiyor.
  3. Bir şeylerden feragat etmek: Bunu yaptığımız zaman, elimizdekilerin kıymetini daha iyi anlıyoruz.

İç sesimiz her zaman mantıklı olanı söylemeyebiliyor. Bu yüzden her zaman içe değil, dışa da bakmayı öğrenmemiz, başka olaylara, fikirlere, insanlara maruz kalmamız gerekiyor.

Bir Cevap Yazın