+905325441237
bora@ozkent.co

İnsanların En Büyük Pişmanlıkları

Geleceği Kavrayın, Dönüşümü Yönetin, Sınırlarınızı Yıkın, Haddinizi Aşın!

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Hepimizin pişmanlıkları var. Ve bunda hiçbir sorun yok. Hala nefes alıyoruz, keşkelerimizi iyikilere dönüştürme fırsatımız var. 

Yeter ki isteyelim.

Bir de insanların yaşamlarının sonuna geldiklerinde yaşadığı pişmanlıklar var. Hayatının film şeridi gibi gözünün önünden geçtiği, o boşa yaşamışlık hissi, o burukluk…

Yaşam defterini kapatacak insanın hissedebileceği en kötü duygu olsa gerek pişmanlık. Günlerini geri getirme şansı yok, hatalarını düzeltme şansı bitmiş durumda…

Avustralyalı bir hemşire olan Bronnie Ware, ölüm döşeğindeki hastaların son konuşmalarını not alarak insanların en büyük pişmanlıklarını ortaya koymuş ve Hatta ‘’Ölmeden Önce Pişman Olduğumuz 5 Şey’’ isimli bir kitap ile bunları tüm insanlık ile paylaşmış. 

Bronnie Ware’in söyledikleri o kadar etkiliyor, o kadar kalbe dokunuyor ki, insan hayatına bir an önce çeki düzen verme isteğiyle dolup taşıyor.

İşte ölüm döşeğindeki insanların en büyük pişmanlıkları. İyi okumalar.

1. Keşke Başkalarının İstediği Değil de Kendi Hayatımı Yaşama Cesareti Gösterseydim

“Hayatının sonuna geldiğinin farkında olan insan birçok hayalinin gerçekleşmediğini kolayca algılıyor. Benim refakat ettiğim, ölmek üzere olan hastaların çoğu, hayallerinin yarısını bile gerçekleştirememişti. Üstelik hepsi de bunun en büyük sorumlusunun kendileri olduğunun farkında olarak hayata veda ettiler. Çünkü her biri çeşitli nedenlerden ötürü, kendi istedikleri hayatı yaşamak yerine başkalarının onlardan beklediği hayatı yaşamıştı.”

Peki siz şu an her şeyiyle kendi istediğiniz hayatı yaşadığınızı söyleyebilir misiniz? 

En son ne zaman sadece kendiniz için keyif aldığınız bir şey yaptınız? 

En son ne zaman hayallerinizi gerçekleştirmek uğruna bir çaba harcadınız? 

Zamanım yok demeyin, o zamanı yaratın. Hayatınızdan yalnızca siz sorumlusunuz. Başka hiçkimse değil.

2. Keşke Bu Kadar Çok Çalışmasaydım

Ölümüne refakat ettiğim bütün erkek hastalarımın pişman olduğu ortak şey vardı. Hepsi evlatlarının çocukluk dönemini kaçırdıkları ve eşlerine daha fazla zaman ayıramadığı için pişmanlık duyuyordu. Kadınlar da aynı pişmanlığı dile getiriyordu ama çoğu ileri yaşlarda olduğu için, bu kadınların az bir kısmı hayatı boyunca tam mesaili bir işte çalışmıştı. Ama erkek hastalar istisnasız iş dünyasının tekdüzeliği içinde çok fazla zaman geçirdikleri için çok pişmanlardı.

En güzel zamanlarımız para kazanma kaygısı içinde ellerimizden kayıp gidiyor. Senede 15 gün tatile razı olarak sevmediğimiz işlerde, sevmediğimiz insanlarla çalışıyoruz birçoğumuz. 

Sevdiklerimizi ihmal ediyoruz sürekli. Onlarla güzel anlar paylaşmayı, sıcak sohbetlerimizi erteledikçe erteliyoruz. 

Gerçekten yapmak istediklerimizi ise emekliliğe saklıyoruz. O gün geldiğindeyse yaşlanan duyu organlarımız bize engel oluyor genelde. 

Yapmak istediğimiz her şey bir hayal olarak kalıyor sonunda. 

Unutmayın, hayatın bir ”geriye sar” tuşu yok. Sahip olduğumuz tek şey ”şimdi”

3. Keşke Duygularımı Dile Getirmeye Cesaretim Olsaydı

“Hastalarımın birçoğu, tüm yaşamı boyunca ‘ortamın ahengini bozmamak’ adına duygularını bastırmış. Bu nedenle de ortalama bir mutluluk yakalayabilmişler, ancak hiçbir zaman olmak istedikleri kişi olamamışlardı. Ve bence yakalandıkları birçok hastalığa da işte bu hayata küskünlük ve memnuniyetsizlik sebebiyet vermişti.”

Gerçekten, hislerini, duygu ve düşüncelerini filtresiz aktaran insan sayısı o kadar az ki. Ve o insanlara o kadar ihtiyacımız var ki… 

Başkalarını memnun etme çabasıyla kendi değerlerini düşürüyor insanlar, kendilerine olan saygılarını yitiriyorlar. 

Gerçek sizi göstermekten korkmayın lütfen.  

İçinizde biriktirdiğiniz her şey önünde sonunda sizi ağırlaştıracak ve hareket etmenizi zorlaştıracaktır. 

Kendimiz olmak, kendimizi gerçekleştirmek için buradayız.

4. Keşke Arkadaşlık İlişkilerimi İhmal Etmeseydim

“Hastalarımın büyük kısmı, hayatlarının son günlerinde sahip oldukları arkadaşlıkların aslında ne kadar değerli olduğununun farkına vardılar. Ancak neredeyse hepsinin hayatı o kadar yoğun bir tempo ile geçmişti ki arkadaşlarını sürekli ihmal etmiş ve hatta birçoğu ile iletişimlerini kaybetmişlerdi. Maalesef birçoğuna, hayatlarına nokta koymadan önce eski arkadaşlarına ulaşmak ve onları son kez görmek nasip olmadı. Tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim ki ölüm döşeğindeki her insan, eski arkadaşlarına hasret duyuyor.”

Hayatta yalnız olmadığınızı hissettirir arkadaşlık bağları bize. 

Paylaşırız, anlatırız, dinleriz. Her türlü duygularımızı paylaşırız onlarla. 

Kırmamak lazım arkadaşlarımızı, değerini bilmek lazım. 

5. Keşke Kendime Daha Mutlu Olmak İçin İzin Verseydim

“İnsanlar hayatlarının son günlerinde mutluluğun aslında kişisel bir tercih olduğunu anlıyor. Oysa insanlar hayatları boyunca mutluluğu keşfetmek yerine, eski alışkanlık ve kalıpları devam ettirerek yaşıyorlar. Değişim korkusuyla insanlar kendi kendilerini aldatıyor ve birçoğu, mutlu olduğuna hem çevresini inandırıyor hem de kendisini. Üstelik içlerinde bir yerde, bütün kalpleriyle gülmek ve yeniden hayattan tat almak için büyük bir özlem duymalarına rağmen…”

Kendimize mutlu olma izni vermiyoruz. Bir türlü beceremiyoruz mutlu olmayı. Ya da kendimizi kandırıyoruz mutlu olduğumuza dair. 

Ve birçoğumuz çok büyük bir hata yapıyor, mutluluğu dışarıda arıyoruz. 

Kimimiz pahalı eşyalarda arar, kimimiz başka insanlarda. Kimimiz çok başarılı olunca mutlak mutluluğa ulaşacağını düşünür, kimimize göre ise çok güzel dış görünüşe sahip olmaktır mutluluğun koşulu.

Ben ise Stoacı bakış açısına sahip olduğum için mutluluğun kişinin dışında değil içinde olduğunu, hatta eğer bakış açısı doğru değilse ne kadar uğraşırsa uğraşsın mutluluğa ulaşamayacağına inanıyorum. 

O zaman soruyorum:

Hayatının sonuna geldiğinde, geriye dönüp baktığında amaçsızca, mutsuz, kayda değer bir hayat yaşamamış bir sen mi görmek istersin yoksa yapmak istediklerini yapmış, hayalleri ve hedefleri için çabalamış, onları gerçekleştirmiş, hayata bir değer katmış ve mutlu bir şekilde sonsuz yolculuğuna hazırlanan bir sen mi?

Kararını ver ve ona göre yaşamaya başla. Çünkü zaman akıp gidiyor ve kimseyi dinlemiyor.

Bir Cevap Yazın