1 Mayıs İşçi Bayramı

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Geleneksel “Taksim’e Yürüyen Grup Gözaltına Alındı!” haberleri ile başlayan ve en başta AVM’lerde çalışanlar olmak üzere işçi kardeşlerimizin yine mesaide geçireceği 1 Mayıs İşçi Bayramınız kutlu olsun.

Robotlar, endüstri 4.0 ve yapay zeka gibi teknolojilerin işçi sınıfının hayatlarını nasıl etkileyeceğine dair en ufacık bir işçi sendika açıklaması, araştırması ya da raporu yok ortalıkta. Amma illaki o Taksim’e yürünecek yine. Ne vizyon ama?

Neyse.. Belki robotların sayısı insan işçilerin sayısını geçtiğinde kafa yormaya başlarız bu yakıcı konuların üzerinde. Ya da belki 2 Mayıs’ı “robot işçiler günü” ilan ederiz olur biter.

Robot işçiler de günü geldiğinde Taksim’e yürümeyi isteyecekler mi acaba?

Girişimcilik Hayalleriniz mi Var, O Halde Bugün İşte Daha Fazla Sorumluluk Alın!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Girişimcileri beyaz yakalı profesyonellerden ayıran en önemli fark daha fazla sorumluluk almaları.

Çünkü bir girişimcinin işleri ters gittiğinde başkalarını suçlayarak sorumluluklarından kurtulması mümkün olmaz. 

Maaşların, borçların, vergilerin her ne olursa olsun ödenmesi gerekir, girişimci kendi dışındaki faktörlerden yakınarak bunlardan yırtamaz. Ve eğer bu sorumlulukları yerine getiremezse hayatı mahvolur.

Girişimcilerin profesyonellerden daha fazla para kazanmalarının nedeni de bu zaten; daha fazla sorumluluk almaları.

Read more

Bırak Beyinlerimiz Konuşsun!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Washington Üniversitesi’nin bilim insanları gerçek insan beyinlerini birbirilerine bağlamayı başardılar.

Üçer kişiden oluşan beş takım üzerinde yapılan deneylerde denekler kurulan “brainnet”ler (beyin şebekesi) üzerinden birbirileriyle sadece düşünerek iletişim kurmayı başardılar.

BrainNet deneklerin beyinsel faaliyetlerini Electroncephalogram (EEG) üzerinde katalogladıktan sonra transkraniyal manyetik uyarımlarla şebekenin diğer üyelerine mesaj olarak gönderebiliyor.

Tetris’in basitleştirmiş bir versiyonunun oynandığı ve iki deneğin üçüncü deneğe beyin sinyalleri göndererek basit talimatlar verdiği deneylerde %81 oranında başarıya ulaşmış durumda.

Elbette gönderilen sinyaller ve kurulan beyin iletişim seviyesi son derece basit şimdilik. Ama çalışmalar devam ederse ilerde insanların hiç konuşmadan sadece beyin dalgaları ile iletişim kurması mümkün olacak.

Nasıl, fikir ürkütücü mü yoksa ümit verici mi geldi size?

Çevre 1 Numaralı Öncelik Olmalı!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Dünya 4.6 milyar yaşında.

Gelin hesaplamayı basitleştirmek için onun 46 yaşında olduğunu varsayalım.

Bu durumda insanoğlu olarak altı üstü 4 saattir bu güzel gezegeni diğer canlılarla paylaşıyoruz.

Ya da pek paylaşmıyoruz, hepsini kendimiz için istiyoruz.

Çünkü bu hesaba göre sanayi devrimi başlayalı ise sadece 1 dakika oldu ve bu kadar kısa bir sürece ormanların %50’sini yok etmiş durumdayız.

Bu sürdürülemez.

Çevrenin hepimizin bir numaralı önceliği olması gerekiyor.

Bir numaralı.

Hepimizin.

Podcast: İş Hayatında Kaldıraçların Gücü

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Günaydın dostlar, bugün bir podcastim var.

İş hayatında başarıya ulaşmayı kolaylaştırmanın yollarından bahsediyorum podcastimde.

Yani “kaldıraçlar”dan. Kaldıraçları kullanarak nispeten daha az eforla, daha az risk alarak ve daha az zaman harcayarak hedeflerinize ulaşabilirsiniz.

Kaldıraçları kavramak iş hayatında başarı için çok kritik.

İyi de ne mi bu kaldıraçlar diyorsunuz?

Buyrun dinleyin.

Aşağıda soundclound linki var. Ayrıca Apple Podcast, Spotify ve Stitcher’dan da dinleyebilirsiniz.

Otomotiv Tarihi Bugün Değişiyor Olabilir!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Bu akşam otonom sürüşün gelişimi konusunda devrimsel haberlerle karşılaşacağız gibi gözüküyor.

Tesla’nın akşam saatlerinde düzenleyeceği “Otonom Sürüş Hakkında Yatırımcılar Toplantısı”nda çok önemli duyurular yapacağı konuşuluyor piyasada.

Elon Musk şu ana kadar konuyla ilgili oldukça ilginç twitler attı. Ayrıca konuyla ilgili bir takım çok acayip polisiye haberler ve dedikodular da var. İşte haberin detayları ve benim yorumlarım.

İstanbul Belediyesinden Beklentilerim

(Okuma Süresi: 1 Dakika)Sonunda İstanbul seçimleri bitti, mazbata verildi. Herkese hayırlı olsun. Ben sıcağı sıcağına yeni yönetimden beklentilerimi sıralamak istiyorum.

1-Girişimcilik Kampüsü: Paris’teki Station F projesini bilenler vardır mutlaka. Eski bir tren istasyonunun dönüştürülmesi ile oluşturulan bu dev girişimcilik kampüsü iş kurmak isteyen insanların her türlü ihtiyaçlarına yardım bulabildikleri bir ekosistem yarattı. Neden İstanbul’umuzun da benzer bir ortamı olmasın?

2-Aktif Yeşil Alan: Lütfen artık inşaatlara değil yeşil alanlara yönlenelim. Ayrıca buraların aktif yeşil alanlar olması lazım. İnsanların içinde spor yapabilecekleri ve temiz havada keyifle vakit geçirecekleri alanlar. Maslak ve Hasdal’daki askeri kışlaların bu amaçla yeniden düzenlenmesi düşünülemez mi mesela?

3-Kültür Alanları: İstanbul tam bir kültür başkenti olmak için her türlü olanağa sahip. Ama ne yazık ki bir kültür başkentinin sahip olması gereken müze, sanat galerisi, tiyatro ve konser salonu gibi alanlarda oldukça zayıf. Avrupa kentlerinde sık sık gördüğümüz Müze Bölgeleri kurmak, özellikle Taksim, Karaköy ve Eminönü gibi bölgelerde hem özel hem de kamu yatırımları aracılığı ile sanatı ve kültürü teşvik etmek şehrimizin değerini çok yükseltir.

Sizlerin beklentileriniz ne yeni yönetimden?

Esas Olay Üretmek

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Kimse kusura bakmasın ama yönetenlerin, pazarlayanların ve satanların dünyamıza pek de bir şey kattıklarını düşünmüyorum.

Katkıları ile dünyamızı güzelleştiren, bizi her anlamda zenginleştirenler üretenler.

Yönetmek, pazarlamak ve satmak hep üretmenin alt fonksiyonları benim gözümde. Birisi harika bir şeyler üretecek ki, diğerlerinin yöneteceği, pazarlayacağı ve satacağı bir şeyler olsun ortada, öyle değil mi?

Oysa hayat üretenleri ödüllendirmiyor.

Zenginlik Özgürlüktür!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Zenginleşmenin amacı daha fazla özgürlük elde etmek olmalı.

Ama insanlar zenginleşmek adına özgürlüklerinden o kadar çok taviz veriyorlar ki!

Sevmedikleri işleri yapıp, hoşlanmadıkları insanlarla iş tutup, gurur duymadıkları kariyerlerde ilerlemeye çalışan, en temel özgürlüklerinden vazgeçmiş ne çok insan var.

İşin ilginci bu insanlar daha fazla para kazanınca, daha fazla harcamaya başladıklarından tasarruf da yapamıyor, onlara özgürlük getirecek serveti de biriktiremiyor, yatırım da yapamıyorlar.

Statü merdiveninde bir üst basamağa tırmanma tutkularından dolayı bir türlü döngüden çıkamıyor, tam tersine kariyerlerinde ilerledikçe özgürlüklerinden daha da fazla taviz vermek zorunda kalıyorlar.

Böyle anlatınca sizin de kulağınıza çok tuhaf gelmiyor mu?

Zaten insanoğlu anlaşılması gerçekten çok zor bir canlı vesselam.

Başarıyla Şansın İlişkisi Nedir?

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

4 tip şans var.

Birincisi kendiliğinden, sizin kontrolünüzde olmayan nedenlerle başınıza harika bir şey gelmesi. Mesela piyangodan para çıkması. 

Bu tür şansın başarıyla ilişkisi yok. Sadece şanslınız.

İkinci şans tipi, başarılı olmak için çok fazla şey denerken iyi tesadüflerle karşılaşmak. 

Böyle emekle gelen başarılara büyük saygı duyuyorum. Ama bir yandan da bunların insanı çok tüketen ve hayatın güzelliklerinden koparan başarılar olduğunu düşünüyorum.

Üçüncü tip şans açıkgözlere gülen şans.

Çevrelerine başka gözlerle bakan, fırsatları ve eğilimleri keşfeden insanların şansı yakalamalarına her zaman hayranım. 

Ve maalesef onların öğrenilmesi imkansız bir yetenekleri olduğuna inanıyorum.

Son şans türü ise şansın peşinde koşmayan, kendi işlerine bakan, sadece kendi işlerini olağanüstü iyi yapmaya çalışanlara, bir gün yaptıkları işte harika olmalarından dolayı kendiliğinden gülen şans.

Mesela kimsenin okuyup okumadığına aldırmadan yazıyorsunuz. Ve sonra bir gün, hiç beklemediğiniz bir anda birisi yazdıklarınızı, yeteneğinizi, kalitenizi farkdedip size hiç ummadığınız bir fırsat kapısını açıyor.

İşte bu tür şanslıların hastasıyım. 

Çünkü onlar şans peşinden koşmadan büyük başarıyı elde eden insanlar. 

Onlara büyük saygı duyuyorum.