Sosyal Medya Sizi Dopaminle Zombileştiriyor

Kabul ediyorum; bu yazıyı sizlerle sosyal medya üzerinden paylaşırken onu eleştirmek pek yaman bir çelişki.

Ama sosyal medyanın bayıldığım pek çok yararı olmakla birlikte, onun insanın içini yiyen, beynini sömüren ve bazılarımızı adeta ekranının kölesi zombilere çeviren zararlı etkilerini de gözardı edemiyorum.

5 dakikada bir twittere bakmadan duramıyor ya da keyif aldığınız her anı instagramda paylaşmadığınızda kendinizi eksik hissediyorsanız, siz de bir sosyal medya zombisine dönüştünüz demektir.

Şeytani zekaya sahip sosyal medya tasarımcıları sizi zombileştirirken beyninizin nörokimyasal zayıflıklarından yararlanıyorlar; mesela dopamin açlığınızdan.

Araştırmalar bir gönderiniz her “beğeni” ya da “paylaşım” aldığında beyninizin dopamin hormonu salgıladığını gösteriyor.

Dopamin alkol ya da uyuşturucu kullanımında üretilen hormonun taa kendisi bu arada. Ani bir mutluluk sağlıyor ve sonra aynı mutluluğu tekrar yakalamak için zararlı maddeyi tekrar tüketmeye ihtiyaç duyuyorsunuz.

İleri derecede sosyal medya kölesiyseniz tıpkı alkol ya da uyuşturucu tedavisinde olduğu gibi dış desteğe ihtiyaç duyabilirsiniz.

Ama cep telefonunuzdan instagramı silmek de iyi bir başlangıç olabilir. Eğer kendinize hakim olamıyorsanız bari dopaminin kaynağından uzak durun.

Photo Credit: Wired Magazine

Netflix Dizilerinde İlk 5’im

Bugün sizlerle en çok sevdiğim dizileri paylaşmak istedim, bakalım zevklerimiz uyuşuyor mu? Birkaç yeni öneriye de hayır demem açıkçası.

1- Peaky Blinders: Tüm zamanların en iyi dizisi. Shelby kardeşlerin ‘işlerini’ nasıl bir mücadele ile büyüttüklerini izlerken ailenin bir parçası oluyorsunuz adeta. Görüntü kalitesi senaryonun bile ötesinde bu arada.

2-Narcos: Açılış jeneriğinin müziği yeter yahu. Kolombiya ölmeden gezeceğim yerler hedeflerimin arasında. Pablo’nun toprağın altına gömdüğü paralara rastlarsam bir yerlerde gezi planını erkene çekeceğim.

3-Black Mirror: Hep anlattığım teknolojik gelişmelerin nereye varacağını yaşatan disütopik kabus evreni. Senarist Charlie Broker’in aslında köşe yazarı olması dizinin her bir bölümümünü gelecekten bir habere çevirmeye yaramış adeta.

4-Punisher: Biliyorum, Punisher gibi Rambo kılıklı bir diziyi ilk beşte görmeme kızanlar olabilir. Ama ben zaten iflah olmaz Marvel hayranayım ve bence bu dizide de Marvel anti-kahraman yaratmak konusunda tüm tecrübesini konuşturmuş.

5-Penny Dreadful: Vampirler, kurt adamlar, Frankenstein, cadılar, şeytan… Hepsi bir dizide, daha ne ister ki insan. Londra’nın iç karartıcı sokaklarında dönen şeytansı hikayeleri izlemeye doyamadım.

Dijital Ölümsüzlüğü Arzuluyor musunuz?

Kimimiz sağlıklı yaşayarak ömrümüzü uzatmayı, kimimiz ise eserlerimizle ölümsüzleşmeyi arzularız.

Ölmeyi kabullenmesi zor iştir, vesselam.

Peki birisi ‘siz fiziken ölseniz bile dijital avatarınız yaşamaya, sevdiklerinizle tıpkı sizin gibi konuşmaya veya binbir emek verdiğiniz şirketinizi tıpkı sizin gibi yönetmeye devam edecek’ dese, cevabınız ne olurdu?

Zor soru değil mi?

Ama teorik bir soru değil.

Çünkü dijital ölümsüzlüğe hazırlanan girişimciler var; mesela Augmented Eternity aplikasyonunu geliştiren Hossein Rahnama.

Rahnama dijital ayak izlerinizle beslenecek yapay zekanın avatarınıza dönüşebileceğini iddia ediyor.

Bir önceki girişimi FlyBits ile şirketlere müşterilerin kişiliklerine göre farklı iletişim kurma önerileri veren bir yapay zeka uygulaması olan Rahnama epey iddialı.

Ürettiğimiz dijital ayak izi arttıkça ve yapay zeka güçlendikçe, Rahnama gibi oyun değiştirici girişimcilerin hedeflerine yaklaşacaklarına hiç şüphem yok.

Asıl mesele başarıya ulaştıklarında neler olacak, başımıza iyi ya da kötüler neler gelecek, dünya neye dönüşecek?

Mesela avatar liderler ülkelerini sonsuza kadar yönetmeye kalkışacaklar mı? Ya da insanlar daha ölmeden dijital ikizlerini isteyecekler mi?

Ne dersiniz, biraz tartışalım mı

Tesla’nın Kar Etmesi Neden Büyük Bir Değişim İlk Adımı?

Gözden kaçıran okurlarıma hatırlatayım; dün gece Tesla 2018 3.Çeyrek sonuçlarını açıkladı ve tarihinde ilk kez kar ettiğini duyurdu.

Tesla’nın kar etmesi şirketin sadık bir hissedarı olarak elbette beni çok mutlu etti.

Ama Tesla’nın karına sevinmemin esas nedeni, Elon Musk’un dünyayı içten yanmalı motorların ve petrol endüstrisinin zulümünden kurtarma misyonunun önündeki çok önemli bir engelin daha ortadan kalkması.

Read more

Aman Bir Laf Gelmesin!

Büyük kurumlarda yapılan çoğu işte ve alınan kararların kahir ekseriyetinde ‘aman laf gelmesin!’ güdüsünün ‘hakikaten harika bir iş yapalım’ isteğine ağır bastığını gözlemliyorum.

Mesela yeni bir ürün tasarımı sürecini düşünelim. Harika ürünler genellikle sade ürünlerdir.

Ama büyük kurumlarda örneğin bir aplikasyon tasarlarken ‘aman X departmanının ürününü dışarıda bırakırsak bize laf gelir’ denilerek müşteri açısından kafa karıştırıcı ürünlerin piyasaya sürüldüğünü şahsen çok gözlemledim.

Read more