Önce Takım Takım, Sonra Fikir

2017 yılında büyük kurumlar bünyesinde 40’a yakın inovasyon takımına mentorluk yaptım.

Kurumların fikir sistemlerinden seçilen ham fikirlerin birer hipoteze dönüştürülmesine, hipotezlerin saha çalışmaları ile ispatlanmasına ve geliştirilmesine, hızlı prototiplerden minimum kullanılabilir ürünün tasarımına, iş modellerinin tanımlanmasına ve yatırımcı sunumlarının  kadar tüm adımlarda bu takımlara yardımcı oldum.

40’a yakın fikrin tamamı yüksek potansiyel taşıyan fikirler olmalarına ve her seferinde aynı metodolojileri izlememize rağmen bazı fikirler kurum üst yönetimlerinden yatırım alabildi, bazıları alamadı, bazıları ise yatırımcı sunumu aşamasına ulaşamadan yolda dağıldı.

Metodoloji aynı, fikir kaliteleri de yüksek olduğu halde neden bu farklı sonuçlar alındı diye kendime sorduğumda meselenin inovasyon takımlarında olduğunu farkettim.

Güçlü bir takım ruhu ile çalışan, birbirilerini tamamlayan beceri ve yetenek setlerine sahip, öğrenmeye meraklı ve çalışkan takımlar başarılı olurken, son derece parlak üyelerden oluşsa bile birlikte çalışmayı beceremeyen, fikir ayrılıklarını yönetemeyen, sahadan yeni şeyler öğrenmek yerine ilk fikirlerinde körü körüne ısrarcı olan olan takımların inovasyon yolculukları hep hüsranla bitti.

Tüm inovasyon yöneticilerine önerim takım tasarımına fikir seçiminden daha fazla önem vermeleri. İyi takımlar ortalama fikirleri bile harika inovasyonlara dönüştürürken, vasat takımlar şahane fikirleri bile mahvedebiliyorlar.

 

Hackathonlardan Neden Sonuç Alınmaz?

İnovasyon yolculuğuna çıkan kurumların sıkça başvurdukları yöntemlerden birisi “Hackhatlon”lar organize etmek.

Wikipedia Hackathon’u yazılımcıların, grafik tasarımcıların, arayüz tasarımcılarının yoğun bir şekilde inovatif yazılım projelerinin geliştirilmesi amacıyla diğer takımlar ile rekabet içerisinde bulunduğu bir olay olarak tanımlıyor. Facebook gibi firmaların Hackathonlar sayesinde önemli fikirler geliştirdikleri de biliniyor.

Lakin büyük ve geleneksel endüstri kurumlarının Hackathon çalışmalarından “PR değeri” dışında önemli bir sonuç alındığını hiç görmedim desem yalan olmaz.

Read more

Yıldız Savaşları Fiyaskosu

Hemen atarlanmayın sevgili Yıldız Savaşları fanatikleri, sinemalarda oynayan yeni bölüm hakkında bir yorum değil bu:)

George Lucas, Star Wars’ın ilk bölümünü “Whills’in Günlüğü, Saga 1: Yıldız Savaşları’ndan Luke Starkiller’in Serüvenleri” olarak adlandırmış. Elinde 200 sayfalık bu son derece garip isimli senaryo ile stüdyoların kapısını aşındıran Lucas, sadece Twentieth Century Fox’u 8.5 milyon dolar gibi o dönem için bile çok cüzi bir yatırıma ikna etmeyi başarmış.

Read more

Sizin Üst Yöneticileriniz de Birer Luddist Olmasın Sakın?

Luddistler 19. Yüzyılı’ın başlarında İngiltere’de gerçekleşen sanayi devrimine -zaman zaman şiddete de başvurarak- karşı çıkan ve bir ara büyüklüğü yüzleri bulan ciddi bir silahlı güç haline gelen bir topluluğun üyeleridir. Bugün de yeni teknolojilere direnenlere Luddist deniyor.

Sanayi devrimi öncesinde hayatlarını dokuma ve tekstil endüstrisinden kazanan zanaatkar ve işçilerden oluşan Luddistler, buhar makinalarının yol açtığı değişikliklerden hiç hoşnut değillerdi. Yeni teknolojiler sayesinde artık onlar gibi çalışanlara ihtiyaç duyulmuyor, vasıfsız işçiler yerlerini alıyordu.

Read more

Yapay Zeka Eğitimi Nasıl Değiştiriyor?

Hayır, henüz Matrix filminde olduğu gibi beynimize bir çip takarak yeni becerileri şimşek hızı ile öğrenemiyoruz. Bu tür teknolojilerin yakınında bile değiliz şimdilik.

Ama ünlü yabancı dil öğrenme aplikasyonu Duolingo’nun yapay zekayı ve büyük veriyi kullanarak insanların öğrenme davranışları konusunda elde ettiği iç görüler eğitimin gelecekte neye benzeyeceği konusunda önemli ipuçları sunuyorlar.

Read more

Türkiye İçin Umutlandım

Geçtiğimiz hafta sonu Kocaeli Bilişim Fuarı’nda İnovasyon, Endüstri 4.0 ve Yapay Zeka üzerine bir konuşma yapmak üzere davet edildim.

Fuar alanına girdiğimde misafirlere şöyle bir göz gezdirdim. Bir çoğu hafta sonu çocuğunu robot görsün de oyalansın diye getirmiş aileler veya okul etkinliği olarak zorla otobüse doldurulmuş mutsuz gençlerden oluşuyordu.

Yani bana öyle gelmişti.

Ancak itiraf ediyorum ve çok mutluyum ki, büyük yanılmışım.

Read more

Sağlık Sistemini Yıkacak Girişimciler Yok mu?

Bu aralar ailedeki bazı sağlık sorunları yüzünden yolumuz bolca hastenelere ve doktorlara düşüyor ne yazık ki. Ve gerek hastanelerle, gerekse doktorlarla olan her temasımızda sağlık sisteminin ne kadar ilkel ve çağdışı bir iş modeline sahip olduğunu üzülerek gözlemliyorum.

Klasik sağlık sistemi kabaca şöyle çalışıyor:

Önce hastalanıyor, bir teşhis konması için doktora başvuruyorsunuz. Eğer kanser gibi karmaşık bir hastalığınız varsa tek doktorun teşhisine asla güvenemediğinizden bir kaç hastane geziyorsunuz. Genellikle her doktor farklı teşhis koyuyor ve farklı tedaviler öneriyor. Eğer farklı disiplinlerden doktorlara ihtiyacınız varsa işler daha da karmaşıklaşıyor, birbirinin tam zıttı görüşler dinliyor, aralarında işbirliği yaratmak için şahsen çabalıyorsunuz.

Read more