Dünyanın En İnovatif Liderleri (2 Dakikalık Okuma)

Forbes Dergisi bu ay dünyanın en inovatif liderlerini sıraladı.

Listenin hoşuma giden yönü, sıralamanın bir takım kerameti kendinden menkul uzmanların seçimlerine göre değil, liderlerin yönettikleri şirketlerin piyasa değerlerinde meydana gelen artışa ve ‘İnovasyon Primi’ adı verilen bir ölçüte göre yapılmış olması.

Brigham Young Üniversitesi’nden Profesör Jeff Dyer ve Insead İşletme Okulu’ndan Nathan Furr’un İnovasyon Sermayesi adını verdikleri kriter 4 temel niteliğe göre ölçülüyor:

Yenilikçi şöhret (Son beş yıldaki medya ilgisine bakarak), sosyal medya bağlantıları ve ağları (Twitter ve Linkedin), değer yaratımına ilişkin sicil (şirketlerin piyasa değeri artışı temelinde) ve yatırımcıların gelecekteki değer yaratımı beklentileri (yatırımcıların şirket hissesine ödediği primi hesaplayarak).

Sıralama aşağıdaki gibi.

Tabii benim favorim kim gayet iyi biliyorsunuz:)

Üç Yıllık Piyasa Değeri YaratımıÜç Yıllık Piyasa Değeri YaratımıÜç Yıllık Borsa Kazancıİnovasyon Primi
1-Jeffrey Bezos /Amazon450 milyar $%366%72,8
3-Elon Musk / Tesla48 milyar $%819%79,7
3-Mark Zuckerberg / Facebook376 milyar $%563%70
4-Timoty Cook / Apple369 milyar $%123%12
5-Sadya Nadella /Microsoft278 milyar $%84%25

Bu 5 iş liderinin son 3 yılda yarattığı toplam piyasa değeri 1.521 trilyon $’a denk geliyor ki, bu rakam bile tek başına Türk borsasının toplam değerinin 7 katı civarında.

Sevgili Elon Musk’ın yüzdesel olarak bakıldığında en büyük değer kazancını yarattığı da gözlerden kaçmasın lütfen.

İzlenmekten Kurtulmanın Yolları

Muhabbet ettiğiniz bir konu hakkında hemen o gün bir Facebook reklamıyla karşılaştığınızda ‘yoksa izleniyor muyuz?’ duygusuna kapılmamanız imkansız.

Sorunuzun cevabı aslında çok kısa: Evet izleniyorsunuz!

Bu izlemenin büyükçe bir kısmı bizzat sizin verdiğiniz izinlere dayanarak gerçekleşiyor. Bir kısmı ise eğer komplo teorilerine kulak verirseniz gizlice ve şeytanca planlarla.

Ama kesin olan şey izleniyorsunuz.

İzlenmekten kurtulmanın en kolay yolu internet ağları ile ilişkinizi kesmekten geçiyor. Bugünün dünyasında bu ne kadar gerçekçi ve mümkün biraz şüpheli ama Fast Company dergisi 10 adımlı bir plan sunuyor.

Plana uymak size kalmış. Ama eğer uymuyorsanız dinlendiğinize dair söylenip durmayı bırakmalısınız belki de. Buyrun ilk 7 adımını Türkçeleştirdim sizin için.

1- Madem Mark Zuckerberg bile laptopunun kamerasını bantla kapatıyor, siz de yapmalısınız.

2- Cep telefonuzun kamerasını ve mikrofonunu bantlamak yerine bir sinyal engelleyici kullanabilirsiniz.

3-LastPass ya da 1 Password gibi yazılımlar kullanarak daha etkin şifreler üretin.

4-Tor gibi uygulamalar kullanarak pazarlama mesajlarından kurtulun.

5-Bulutu daha az kullanın verilerinizi kendinize saklayın.

6-Evinizdeki IOT cihazlardan kurtulun.

7-Ve sosyal medya hesaplarınızı kapatın.

Mutfaklar da Buluta Taşınıyor

Uber’in kurucusu Travis Kalanick yeni projesi CloudKitchen ile mutfakları buluta taşıyarak birer hizmete dönüştürmek istiyor.

Diyelim ki tek bir restoranı olan bir aşçısınız. İşlerinizi büyütmek, ürünlerinizi şehrin dört bir yanındaki tüketicilerin evlerine dağıtmak istiyorsunuz. Ama sermayeniz kısıtlı, tüm şehir için üretim yapacak mutfak ve dağıtım zinciri altyapısını da kuramıyorsunuz.

Üstelik yeni müşterilere kendinizi nasıl tanıtacağınızı bilmediğiniz gibi her mutfak açılışı bir sürü bürokratik işlemle uğraşmaya da vaktiniz yok.

İşte bu durumdaysanız CloudKitchen hizmetinize yetişiyor.

Read more

Sosyal Medya Sizi Dopaminle Zombileştiriyor

Kabul ediyorum; bu yazıyı sizlerle sosyal medya üzerinden paylaşırken onu eleştirmek pek yaman bir çelişki.

Ama sosyal medyanın bayıldığım pek çok yararı olmakla birlikte, onun insanın içini yiyen, beynini sömüren ve bazılarımızı adeta ekranının kölesi zombilere çeviren zararlı etkilerini de gözardı edemiyorum.

5 dakikada bir twittere bakmadan duramıyor ya da keyif aldığınız her anı instagramda paylaşmadığınızda kendinizi eksik hissediyorsanız, siz de bir sosyal medya zombisine dönüştünüz demektir.

Şeytani zekaya sahip sosyal medya tasarımcıları sizi zombileştirirken beyninizin nörokimyasal zayıflıklarından yararlanıyorlar; mesela dopamin açlığınızdan.

Araştırmalar bir gönderiniz her “beğeni” ya da “paylaşım” aldığında beyninizin dopamin hormonu salgıladığını gösteriyor.

Dopamin alkol ya da uyuşturucu kullanımında üretilen hormonun taa kendisi bu arada. Ani bir mutluluk sağlıyor ve sonra aynı mutluluğu tekrar yakalamak için zararlı maddeyi tekrar tüketmeye ihtiyaç duyuyorsunuz.

İleri derecede sosyal medya kölesiyseniz tıpkı alkol ya da uyuşturucu tedavisinde olduğu gibi dış desteğe ihtiyaç duyabilirsiniz.

Ama cep telefonunuzdan instagramı silmek de iyi bir başlangıç olabilir. Eğer kendinize hakim olamıyorsanız bari dopaminin kaynağından uzak durun.

Photo Credit: Wired Magazine

Dijital Ölümsüzlüğü Arzuluyor musunuz?

Kimimiz sağlıklı yaşayarak ömrümüzü uzatmayı, kimimiz ise eserlerimizle ölümsüzleşmeyi arzularız.

Ölmeyi kabullenmesi zor iştir, vesselam.

Peki birisi ‘siz fiziken ölseniz bile dijital avatarınız yaşamaya, sevdiklerinizle tıpkı sizin gibi konuşmaya veya binbir emek verdiğiniz şirketinizi tıpkı sizin gibi yönetmeye devam edecek’ dese, cevabınız ne olurdu?

Zor soru değil mi?

Ama teorik bir soru değil.

Çünkü dijital ölümsüzlüğe hazırlanan girişimciler var; mesela Augmented Eternity aplikasyonunu geliştiren Hossein Rahnama.

Rahnama dijital ayak izlerinizle beslenecek yapay zekanın avatarınıza dönüşebileceğini iddia ediyor.

Bir önceki girişimi FlyBits ile şirketlere müşterilerin kişiliklerine göre farklı iletişim kurma önerileri veren bir yapay zeka uygulaması olan Rahnama epey iddialı.

Ürettiğimiz dijital ayak izi arttıkça ve yapay zeka güçlendikçe, Rahnama gibi oyun değiştirici girişimcilerin hedeflerine yaklaşacaklarına hiç şüphem yok.

Asıl mesele başarıya ulaştıklarında neler olacak, başımıza iyi ya da kötüler neler gelecek, dünya neye dönüşecek?

Mesela avatar liderler ülkelerini sonsuza kadar yönetmeye kalkışacaklar mı? Ya da insanlar daha ölmeden dijital ikizlerini isteyecekler mi?

Ne dersiniz, biraz tartışalım mı